Harika bir kitaptı. Güzel çizimli, kalın kapaklı, kalitelidir kağıda sahip ve güzel bir dostluk hikayesi anlatan bu eser fiyatına rağmen iyi ki alınmış dedirtir. Yakında Küçük Prens'e eş değer bir üne de kavuşacaktır. Charlie MackesyÇocuk, Köstebek, Tilki ve At
Tavsiye olunur, şiddetle böyle başlayalım. Emine Işınsu'nun okuduğum ilk kitabı. Tarık Buğra veya Kemal Tahir çizgisine benzeyen fakat bittabi nevi şahsına münhasır bir roman.
Rumeli topraklarında kan Türklerin Yunanlaştırma projesi kapsamında gördükleri işkence, zulüm, ırza tasallut, hakaret, asimilasyonu konu ediniyor. Kitap boyunca iyi bir şey olsun, diye diye kitabın sonunu getirdim amma lakin olmadı. Gerçek hayat da böyledir zaten, bize sürekli bir kahramanlık hikâyesi vermez. Kavga ede ede bitirdiğim kitabın ardından devamı olsaydı nasıl olurdu acaba derken buldum kendimi. Güzel, acı, yorucu.
Azap TopraklarıEmine Işınsu
Server-i Bedî muhtasarıyla bilinen Peyami Safa'nın harika romanlarından biriydi. Zevkle okudum.
Yalnızız romanı vehmettiğim gibi başlamıyor, yani yapayalnız bir insanın toplum karşısındaki rolünden bahsetmiyor. Her birey tek tek yalnızdır, bu aşılmaz hatta o kadar aşılamazdır ki kendilik ve benlik de sürekli çatışan birer yalnızlık kavramıdır. İnsan yalnızdır ve bu kaçılmazdır. Samim Bey'in nefis-ruh çatışmasını andıran birinci ve ikinci benler tasavvuru takdire şayandır. Bunun yanı sıra ruhun en büyük savunucularının bile roman boyunca ahlaka aykırı tutumlarını okuyoruz. Yine de bu zıtlıklar bize Simeranya'nın önemi ve derinliği hakkında konuşma fırsatı sunuyor. Ütopyaların en insancıl ve mana dolu halinin formülüze edilmiş halidir Simeranya; bu dünyada doğru ve iyi ne varsa orada sürekli ve doğal bir düzen hâlini almıştır. Akıl kıymetli, ruh yücedir o topraklarda. Okudukça var olmasını delice istediğimiz bir hayaldir. Samim Bey o kitabı yazabilseydi muhakkak alıp okumak isterdim. Peyami SafaYalnızız
Sayın roman yazarını tebrik ederim. Okuduğum bütün kitaplarını zevkle okudum.
Kurt Kanunu, bize tarihin tersyüz edilmiş halini sunuyor. Hükmetmek, güç, siyaset asıl konularını oluştururken yan karakterlerin beklenmedik bazı derin yanlarını görüyoruz. Osmanlı yıkılıp yeni bir devlet kurulurken ortaya çıkan sonuçların birer sorun barındırdığını açık seçik ve büyük bir cesaretle dillendiren bu kitap zannediyorum Kemal Tahir'in başına da iş açmıştır. Düşünce namusuna sahip bir yapıt olmuş. Tarih sahnesinin inşa edildiği zamanlarda olabildiğince kitaba aksettirilen dönemin siyasi ve sosyal havası insan yüzüne sabah yeli gibi çarpıyor.
Kara Kemal beyi takdirle mi karşıladım, korkuyla mı, suçlamayla mı bilemiyorum. İmrenilecek bir karakter olarak romanda yerini almış.
Velhasıl, güzel bir kitaptı. Aradan bazı şeyler kesilmiş, olay örgüsü sanki orijinalliğini yitirmiş gibi bir his var üstünde. Sanki farklı hikâyeler alınıp birbirine anlamca bitiştirilmiş gibi geliyor yer yer fakat yine de müthişti. Kurt KanunuKemal Tahir
Zevkle okudum. Yazarın okuduğum ilk eseriydi. Sözün tükenmeden yazılabilmesi sırrına nasıl ermiş merak ediyorum. Farklı düzlemlerdeki hikayeleri anlamaya çalışarak başta okuyorsunuz fakat zamanla iki hikâye yerine yalnızca bir tane şey kalıyor o da yazarın kalemi. Ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın hikâye bütün yollar kalbin arka odasına çıkıyor. Hepimizin hayvanı ruhumuzu korkutacak kadar güçlü, onu da yazılı hâlde tecrübe ettim. Yazar ise kendi yazım dilini kurmuş, artık onun adıyla anılan bir dünya mevcut. Doğrusu da yanlışı da kendine göre yerli yerince.
Kalbin Arka OdasıAyşegül Genç