Fatma Bayrak

Fatma Bayrak
@FatmaaBayrak
7 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Bismillah
Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır. Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle. Şöyle ki: Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin. Tâ şakilerin şerrinden kurtulup hâcatını tedarik edebilsin. Yoksa tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur... Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı... Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıu't-tarîke rast gelse, der: "Ben, filan reisin ismiyle gezerim." Şaki defolur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu. İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcatın nihayetsizdir. Madem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın. Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervası kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. Başta demiştik: Bütün mevcudat, lisan-ı hal ile Bismillah der. Öyle mi? Evet,
Sözler-5
Reklam
BİREY OLARAK MÜSLÜMANIN DURUMU-Birey Olarak Müslüman-6
Bugün müslümanlar arasında görülen yanlış bir eğilim, ilmihal kitaplarında yazılı temel bilgilerinden bile mahrum haldeyken derin fıkıh tartışmalarına girmekten çekinmemeleridir. Oysa her gün bir paragrafını okuyacağı bir ilmihal kitabından öğrendiklerini uygulamaya aktarmak daha anlamlı bir seçim olurdu. Ama müslümanların arasında kaç kişi "büyük" işlerini bırakıp küçümsemeden ilmihal okumaya talip acaba?
Sayfa 138
NASIL BİR HAYAT- nesnelerin anlamı
Dayanıklı tüketim malı denilen şeylerin çoğu gösteriş harcaması kaleminde girmektedir. Artık Türkiye'de televizyonsuz ev kalmamıştır. Kalmışsa şayet, o evin bu eksikliğin ezikliğini yaşadığını söyleyebiliriz. Burada, bu tür harcamalarda, başkasından geri kalmama dürtüsü, özetle bu tür aşağılık kompleksinin rol oynadığı tespit edilmelidir. Kompleks içinde bulunduğunu kabul etmeyenler bile davranışlarıyla farklı bir tutum içinde olduklarını gösteremiyor. Tekniğin yeni icatları evlere gösteriş tutkusunun sonucu olarak girmiştir. Bugün kimse evini buzdolapsız, çamaşır makinesiz düşünmüyor. Fakat evinde buzdolabını, çamaşır makinesini aldığı günü hatırlayabilenler, o tarihte bu araçlara gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını hatırlamaya çalışsın... Acaba zorunlu bir ihtiyaç sonunda mı edinildi bu araçlar, yoksa komşuda var, bende niye olmasın düşüncesiyle mi?
Televizyon
NASIL BİR HAYAT- nesnelerin anlamı
Müslümanca bir hayat tarzını hayata hakim kılmak için ne yapılması gerektiği sorulduğunda, Şazeli mensuplarından Abdulkadir eş Sufi, halen üzerinde oturduğumuz koltukları, sandalyeleri atıp yere oturmamızı tavsiye ediyordu... Abdulkadir es- Sufi İslami hayat tarzını dışarıdan içeriye doğru sindirme hususunda bir yolu tercih ettiğini söylememiz mümkündür. Müslümanca bir hayatı yaşantımızada geçerli kılmak için İlkin oturduğumuz çevreyi, evimizi, üst-başımızı Müslüman'a yaraşır bir kılığa büründüreceğiz, sonra da bunların etkisiyle iç olgunluğa ulaşacağız.
Din
Bireyin etkinliği
Gerçekten bir şey yapıyor muyuz, yoksa sadece öyle bir görüntünün içine mi girmişiz?
Din
Reklam