Adam doksan küsur yaşındaydı ama hâlâ hayalleri vardı. Nobel almayı, buluş yapmayı, buluşa kendi ismini vermeyi hayal ediyordu. Yaşlı insanların hiçbir hayalinin olmadığını hiç gezmek istemediklerini, hiç hediye beklemediklerini falan düşünüyorduk. Oysa öyle değildi.