Sevgili yazarın; sınıf meselesini temel alan, merkezinde kadınların olduğu, mizahi bir üslupla yazılmış eserleri olduğunu bu kadar geç öğrenmiş olmam elbette benim ayıbım. Tez kellem vurula!
Birçok eseri tiyatroya uyarlanmış üstelik! Kimileri farklı dillerde yayınlanmış. Hanımların Dikkatine adlı öykü kitabı ile Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne, Kul adlı romanı ile Orhan Kemal Roman Ödülü'ne değer görülmüş. Dahası da var ama böyle bir donanım için buranın kelime haznesi yetersiz kalıyor maalesef. Hoş yazsam da siz okudukça benim ayıbım ve günahım artıyor..
Sevgili d.denizin_kitapligi geçtiğimiz günlerde yazarın Vatan Millet Samatya kitabını okumuş, bana da tanışma kitabı olarak Antabus’u önermişti. Tabii ki ilgimi cezbeden kitaplar için kıymet verdiklerimi dinlemeyi borç bilirim, zira bunun sonucu beni çoğunlukla yanıltmaz. Tıpkı Leyla’nın hikayesinde olduğu gibi. Her ne kadar yaşadıkları, acıları, imtihanları ve imkansızlıkları tanıdık olsa da ‘Leyla bizden, içimizden biri’ klişelerinden burun farkıyla ayrılmayı başarıyor. Canı acısada çözüm odaklı her şeyden önce; dürüst, dolambaçsız, olmazları olduran, çare arayan, kendiyle barışık, adının timsali gibi gecenin bilinmezlikleriyle yoğrulan bir kadın Leyla. Aman ha böyle dedim diye kasvetlenmeyin, bir de yaşadıklarını kabulleniş şekli var ki değme mazluma taş çıkarır. Mazlum deyince de gülsem mi, ağlasam mı bilemedim, neyse oralar biraz karışık..
Öyle bir hikaye ki dört mevsim gibi.. Kızdırıyor, güldürüyor, yeriyor, giydiriyor. Bir sayfada kızıp köpürürken, diğer sayfada kahkaha atarken buluyorsunuz kendinizi. Yahu Leyla yapılır mı bu dediğiniz anlarda da bir şekilde gönlünüzü almayı başarıyor. Aşkla boyalı, ihanetle dolu, ironiyle süslü, hüzünle bezeli, iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri. Yazar bir nakkaş edasıyla