Dünya lezzetler, nimetler ve mutluluklarla dolu olsa da bu güzelliklerin hepsi bize gösterilip geri çekiliyor. İştahımız açılıyor ama doymamıza izin verilmiyor. Biz o güzelliklere gizli bir el tarafından yaklaştırılıyor ve tam doyacakken aynı el tarafından geriye çekiliyoruz. Dünyadaki bütün nimetler bize, asıllarını hissettirmek, o asıllara ilgi uyandırmak için verilmektedir.
Doymak için, kanmak için, onlarla muradımıza bu kısıtlı ve geçici dünyada ermek için değil.
Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler, hiç başlamamış gibi bitmektedirler. İnsan ilk bakışta doğduğu andan itibaren ölmeye başlayan bir varlık gibi görünür.
Efendimiz (sav) Medine'ye hicret ederken, Medine’de kıtlık, kan davaları, salgın hastalıklar ve ekonomik kriz vardı.
Kabileler arası büyük kavgalar söz konusuydu. Aslında insanların kalbi İslam’ın gelişine hazırlanmıştı, belalarla, sıkıntılarla ve dertlerle...
Olumsuz hallerin çoğaldığı böylesi zamanlarda kalpler daha açıktır manevi hakikatlere.
Rabbimiz dilediğinde, yalnız imkânlar değil, imkânsızlar da bizim destek kaynağımız haline gelecek ve girdiğimiz çıkmazdan hiç umulmadık bir şekilde kurtulacağız