Hani bir keresinde demiştin ya; iyi bir şey yapmaya niyetlenmenin son derece uğursuz bir yanı vardır, insan karar verdiğinde hep çok geç olur. Benim kararım da kesinlikle çok gecikmiş bir karardı.
Herkes kendi hayatını yaşıyor ve bu hayatı yaşamanın bedelini ödüyordu. Acı olansa, insanın çoğu zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı. Aslına bakılırsa, insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu. Kader, insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu.
Gelirken bankaya uğrayıp deste halinde aldığım, elli liraya benzeyen beş liralıkları çıkarıyorum çantamdan
" Bu paralar yeni tedavüle çıkmış, baksana gıcır gıcır hiç kullanılmamışlar" diyerek avucuna bırakıyorum annemin.
Duymuyor beni çocuksu bir sevinçle evirip çeviriyor paraları. Üzerindeki rakamlar hiçbir şey ifade etmiyor onun için, ellilik ya da beşlik olmuş, umrunda değil. Yepyeni, gıcır gıcır paraları var ya, keyif onun keyfi...
Türkiye' nin ilk kurulan bankalarından birinde yıllarca kontrol amirliği yapmış eski bir bankacı için hazin bir tablo. Hesabını yapmak bir yana elinde tuttuğu paranın kaç lira olduğunu çıkaramıyor. Ama mutlu!
Unutmak yoluyla acıları duymamak mutluluksa eğer...