Siz Madam Henriette’i savunup yirmi dört saatin bir kadının yaşamını kökten değiştirebileceğini çekinmeden söylediğinizde, bana sanki benden söz ediyormuşsunuz gibi geldi: İlk kez kendimi, deyim yerindeyse onaylanmış hissettiğim için size minnettardım. O zaman şöyle düşündüm: Sizin empati kurduğunuz bir konuyu, bir kez olsun size anlatırsam, üzerimdeki lanet belki kalkar ve geçmişe takılıp kalmaktan kurtulurum; sonra yarın belki oraya gidip yazgımı değiştiren o salona girebilirim, elbette ne ona ne kendime karşı bir nefret duygusuyla yaparım bunu. Sonrasında sırtımdan büyük bir yük kalkar, yaşadıklarım bütün ağırlığıyla geçmişte kalır ve bir daha da hortlamaz. Bütün bunları size anlatabilmiş olmam, benim için iyi oldu: Hafifledim, neredeyse mutlu olduğumu bile söyleyebilirim...