Fatma Çelik

Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2020 23:00
Marx ve Weber ‘de Doğu Toplumları İstanbul Medeniyet Üniversitesi ‘nde halen görev yapmakta olan Lütfi SUNAR tarafından yazıldı. Kitabın ana fikri Marx ve Weber ‘in karşıtlığının yanısıra, ortak noktalarını göz önüne sermektir. Yazar, Batı ‘da Doğu‘nun resmi olarak tanımlayabileceğimiz şarkiyatçılığın, bu iki sosyologta nasıl birbirinin devamı olan düşünceler eşliğinde ya da biraz daha genişletilmiş düşünceler eşliğinde birbirini tamamlayan bakış açıları olduğunu göstermek istemiştir. Bir öteki konumunda olan ve Batı ‘nın daha iyi anlaşılması için ele alınan Doğu ‘nun , önce Marx ‘ın görüşleri ele alınarak izah edilmiştir. Ardından Weber‘in de görüşlerini ele alıp, son bölümde bu iki sosyoloğun doğu hakkındaki düşüncelerni karşılaştırılmıştır SUNAR. Marx ve Weber sosyolojide birbirlerinin karşıtı olan düşünceler öne sürmüşlerdir. Weber, Marx‘ın alternatifi olarak tanınır. Marx ‘ın düşünce sistemi ve sosyolojideki yeri ile alakalı birçok kitap, makale bulabiliriz. Keza Weber için de durum böyledir. Fakat bu kitapta ikisinin de Doğu hakkındaki görüşlerinin aynı cihette olduğunu görüyoruz. Peki, ne oluyor da birbirlerinden farklı görüşlere sahip olan bu iki sosyolog Doğu diyince aynı görüşleri savunmaya başlıyorlar? Onları bu ortak düşünceye sevk eden saik nedir? Lütfi Sunar, işte bize bu kitapta bu soruların cevabını gayet açık, anlaşılır bir şekilde veriyor. Kitapta Marx ‘ın da Weber ‘in de esinlendikleri ve baz aldıkları kaynaklar tek tek veriliyor liste halinde ve aynı zamanda da dipnotlarda da bunu açık bir şekil de görebiliyoruz. Kitapta Marx ve Weber, sık sık geçen şark despotizmi, patrimonyal, ATÜT, sulama sistemleri gibi kavramlarla Doğu anlatılmaya çalışılmıştır. Marx ve Weber ‘in Duğu ‘yu, Batı ‘yı daha iyi açıklayabilmek ve tanımlayabilmek için bir
Marx ve Weber'de Doğu ToplumlarıLütfi Sunar · Ayrıntı Yayınları · 201217 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·176 syf.··
2020 21. kitabı
Öncelikle herkese okumasını tavsiye ediyorum, çok faydalandığım bir kitap oldu :) Günümüz İslam problemlerine nokta atışı yapan bir aydın olan Aliya İzzbegoviç bu kitabında da aynı başarıyı gösteriyor. ''Sırf İslam dünyasında karşımıza çıktı diye karşılaştığımız her şeyin İslami, yani Kuran'nın prensipleri, çerçevesinde bir yaşam biçimi olduğunu zannetmekten daha büyük bir yanılgı olamaz.'' cümlesi bence kitabın en can alıcı cümlesidir. Çünkü insanlara ve onların eylemlerine bakıp bu yapılanları İslam'a izafe eden birçok insan var. Eğer oratada yanlış bir şey varsa o bizim aslında İslami çizgiden saptığımızı ortaya koyar. Kitapta değinilen bir başka mühim olan konu ise; İslam'ın sadece ibadetler bütününden oluştuğuna dair yanlış telakkimizdir. ''Yanlış bilgi, cehalletten daha tehlikelidir; çünkü bir konu hakkında yanlış bir algı oluşturur ve bu da bilmediğimiz şeyi öğrenme gayretimizin önünde engel oluşturur.'' diyor Aliya İzzebegoviç. Kuran'a baktığımızda İslam 'ın müslümandan öncelikle isediği iki şartı vardır : birincisi iman etmek ; ikincisi salih amel işlemek ( iyilik yapmak). İnsan namaz kılabilir, oruç tutabilir ama bunlara rağmen içi boş kalabilir. İbadetler amaç değil araçtır. Bizi Allah'a daha çok yaklaştıran ve bizim daha iyi bir müslüman olmamıza yardımcı olan birer araç. Bunlar ancak kalbin Allah inancıyla ve davranışların da iylikle doluysa o zaman dinin bir parçası haline gelir. İyi bir ahlaka sahip olan, insanlara güzel söz söyleyip onlara yardım eden ve aynı zamanda ibadetlerini yapan müslüman, ideal bir müslümandır. Yok eğer sadece ibadetler yapılırsa bu fiiller tam bir şekilcilik ve anlamını yitirmiş bir dizi ritüeller haline gelir. FÇ
Bilim
İslami Yeniden Doğuşun MeseleleriAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınevi · 20201,570 okunma
Puan vermedi·333 syf.··
2019 18. kitabı
Makineleşmeye karşı olarak okuduğum en güzel kitap diyebilirim. İnsan akıl sahibi bir varlıktır. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Lakin insanı sadece mantık ve akıl silsilesinden ibaret görmek büyük yanlıştır. Kitapta bir babanın bilimi ve aklı, hayatının merkezine koyarak duygularını yok sayıp, çocuklarını da bu şekilde yetiştirmeye çalıştığını görüyoruz. Yıllar sonra baba, sisteminin yanlışlığını farkedecek ama çok geç olmuş olacak çünkü oğlu hırsız, kızı ise hiçbir şey hissedemeyen bir makinedir artık. Biz insanoğlu olarak hep abartırız bir şeyleri. Ya mantığı ön plana çıkarır duygularımıza ket vururuz veyahut duygularımızla hareket ederek, yanlış kararlar alırız. Halbuki bu ikisinin dengesini sağlayabildiğimiz zaman asıl mutluluğa erişeceğiz.
Zor YıllarCharles Dickens · İlya Yayınevi · 20131,357 okunma
8/10
·168 syf.··
2018 91. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2018 01:32
Öncelikle muhteşem bir kitap herkese tavsiye ederim kankalarım, kardeşlerim;) Kitap okurken baş kahramanlarımızın yerine koyarız hep kendimizi. Baş kahramanlarımız da genelde ezilen, üzülen ama iyi olanlardır. Bu kitapta durum tam tersi, tüm kötülükleri yapan baş kahramanımız. Alex kankamızın yaptıklarına dayanamıyordum kardeşlerim. Dörtlü bir gurup olan bu arkadaşlar, geceleri dışarı çıkıp sokakları yerle bir ediyorlar; yaşlı insanları zumzuklayıp genç kızlara( çıtırlar) tecavüz edip evleri soyuyorlar... Alex kankamız bir olayda polislere(aynasızlara) yakalanır ve hapse girer. Her şey burda başlar. Devletin artık suçluları suç işlemeyecek hale getirme gibi bir politikaları vardır. İradeyi yok etmek isterler kısaca. Ve deneğimiz, kankamız Alex. Ona bir ilaç verilir ve dehşet şiddet içeren filmler izletilir. Tüm bunların sonunda artık Alex kötülük yapamayan hatta kötülüğü aklından geçirdiği an kendini hasta hisseden bir hâle gelir. " Ama asıl günah, temel hedefleri seçim yapamayan bir insanlıktan çıkar." İbaresi kitabın temel düşüncesidir. Öyle bir insanlık ki onların istedikleri "Müziğin, cinselliğin , sanatın haz değil acı verdiği bir insanlık yaratmak." Ve de "Zalim kabadayı gençleri polis yapıp, debilleştirici ve iradeyi yok edici koşullandırma teknikleri önermek." Ama sonunda birilerinin yardımıyla bu durumdan kurtulur ve eski haline geri döner, Alex. Yeni bir gurubu olur ve sokaklardaki faaliyetlerine geri döner. Ama kankalarım değişen bir şey var artık Alex eskisi gibi bundan zevk almaz ve iyi bir insan olma ameliyesine yani özüne döner. @Büşra kankamın savunduğu görüşün aksine - insanın özü kötüdür- bu kitapta insanın özünün iyi olduğu kanısına varıyoruz. Alex seçimi olan, yaptığı kötülüklerden sonra nihayet özüne geri dönebilmişti. Saygılarımla Kardeşlerim,
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2018 79. kitabı
Son zamanlarda okuduğum kitaplar içinde en güzel kitap olduğunu söyleyebilirim. Elimizde var olan ama çok fazla önem arz ettiğinin farkında olmadığımız bir organ. Göz. Her şey kırmızı ışıkta arabasında kırmızı ışığa bakarken kör olan bir adamla başlıyor. Karanlık bir körlük değildi bu bembeyaz bir körlüktü bu kuşkusuz. Gözler yitirildekten sonra ne isimlerimizin ne mesleklerimizin kısacası hayatımızda önem verdiğimiz hiçbir şeyin bir değerinin kalmadığından söz ediyor kitap. Yaşamanın tek şartı yiyecek bulup yemek. Karantinaya alınmış 250 kişi ve bunların arasında görebilen tek bir kişi var 'doktorun karısı' isimlerin artık onemli olmadığından bahsetmiştik.İnsanlar görmeye tahammül edemeyecekleri bir ortamda yaşıyorlar ve bu kaos ortamına şahit olan bir kadın. Peki ya siz, o ortamda kör mü olmak isterdiniz ya da gözleri gören biri mi olmak isterdiniz? Çoğu yerde olduğu gibi burda da kadınların fedâkarlıklarıyla, direnişiyle karşılaşıyoruz.Ve tabi onlardan istenen şeyler... Maalesef kadın burda da cinsel bir obje olarak görülmekten kurtulamıyor. " Tam anlamıyla insan gibi yaşamayacaksak tam anlamayıla hayvan gibi yaşamamak için elimizden geleni yapmalıyız diyor" doktorun karısı. İnsanlar insanları sesleriyle tanıyor sadece. İsimler, sıfatlar ve ünvanlar anlamını bir bir yitiriyor. Öldürmek ne zaman gerekir diye bir soru soruluyor kitapta ve cevap tüyler ürpertici: Henüz hayatta olan ölünce.Demek ki gözlerimizin görmemesi bizi hayatta yaşayan bir ölü haline getiriyor. Her şey gözlerimizin var olmasıyla alakalı. Çünkü bizim yaşattığımız ve bizi bu halimizle yaşatan duygular gözlerimizden doğmuştur. Ve dünya sonunda yaşanmayacak hale gelmiştir. Herkes tek tek kör olmuştur. Caddelerde, sokaklarda araba mezarlıkları ve kör insanlar. Ve her şeyi gören bir kadın. Peki
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma