Peyami safa'nın temiz duru bir dille yazdığı ütopik ve psikolojik olay örgüsü içerisinde yazıldığı dönemin panoramasını ana karakter üzerinden ve çevresinde bulunan yan karakterler üzerinden çok iyi aktaran başyapıt bir eserdir yalnızız romanı. Eserde yoğun anlatım olay örgüsü üzerinden yenileşme, modernleşme toplumda osmanlı devrinin kapanması cumhuriyetin kuruluş evrelerinde avrupaya özenti kesiminin topluma, İstanbula ayak uyduramaması ayrık otu misali sırıtması ve kadına yüklenen kutsal anlamın önemin yer değiştirmesi, kişinin gerçeklikten uzaklaşarak ütopik bir dünya yaratan ve oradaki mutluluğun gerçek bir mutluk olarak inanan insanlar topluluğudur. Kişi kendini unutur topluma ve dünyaya ayak uydurmaya çalışır. Bunun sonucunda toplum ve insanlar yozlaşır. Peyami safa ve dönemin bir çok yazarı bu yozlaşmaya bazen kişi üzerinden bazen olay örgüsü üzerinden anlatarak toplumun kanayan yarasına resmen yarabandı misali kapatmaya çalışır. Kitap aslında bir roman olarak yazılsada onun toplumsal düzeni sağlamak için yazıldığının göz ardı edilmeden okunması gerekmekte... Bu yüzden yalnızız sadece bir kişinin romanı değil toplumun ve hepimizin romanıdır. Modernleşmenin yozlaşmaya yol açtığı romanıdır.
Ayakkabılarımız ve esvaplarımız gibi, ruhumuz da tozlanmıştır. Ayrı bir maneviyat âlemine varmak için bize ya büyük ağaçların vakarını yayan bir korunun sükútu, yahut bir denizin,ruhu doyuran derin mırıltıları ister. Her tasavvuf,her iman ve bunun gibi her şiir ve her ahenk bir hazırlanış devresi ister.
(Abdullah Şinasi Hisar-Kanlıcadaki yalı)