“Bu kadar okuma, kafayı yiyeceksin!”
Öyle derdi anneannem, bir dayım varmış, ismi Behçet; kütüphanede çıldırmış, durup dinlenmeden okurmuş. Bir de sevdiği varmış, kavuşamamış, delirince sevdiğinin
Çünkü İstanbul’dan uzaklaşmış olsam bile yine de insanlarla bir arada yaşıyordum.Duyguları anlamadan yaşamak olanaksızdı.Bu eğitimi ancak edebiyat sağlıyordu.