“bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir.”
Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemedigimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilmeyiz.
Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu.
"Rüzgâr esiyor sokakta
Yıkımın başlangıcıdır bu
Senin ellerinin yıkıldığı gün de rüzgâr esiyordu
Sevgili yıldızlar
Kâğıttan yapılmış sevgili yıldızlar
Yalanlar esmeye başlayınca gökyüzünde
Sığınmak mümkün mü artık başı eğik
peygamberlerin surelerine?
Binlerce yıllık ölüler gibi kavuşacağız birbirimize
ve o zaman
Güneş hüküm verecek gövdelerimizin çürümesine."
Sokrates der ki:"Tanrılardan biri hazla elemi birleştirip karıştırmak istemiş, başaramayınca, bari şunları kuyruklarından biribirine bağlayalım, demiş.