Keşke tek susan dilim olsaydı. Beynimin içindeki sesleri susturamıyorum. Yenilgi yenilgi üstüne doğrulmuyor belim. Bunca yük onca düşünce... Ben en meşhuruyum sızısı dinmeyenlerin. Gecenin zifirisinde herkesin uyuduğu o kuytu saatlerde derin melodisini dinliyorum sessizliğin.
Acı bir yankı var içimde, bu vakitlerin seremonisidir bu bende. Gidemiyorum gidememekler birikiyor içimde. En güzel gidemeyen de benim. Bir gün
unutmamakla her gece kavga ediyorum. Kayboluyorum zihnimin ışıksız sokaklarında ve yollarım hep yokuş, çık çık bulamıyorum düzlüğü.
Gözler kamaştıran bir lüksün ortasında , geçmişinin yatağı içinde , ama Mannon’un gömüldüğü çölden çok daha kurak , çok daha geniş , çok daha acımasız olan gönül çölünde ölmüştü.