Gözler kamaştıran bir lüksün ortasında , geçmişinin yatağı içinde , ama Mannon’un gömüldüğü çölden çok daha kurak , çok daha geniş , çok daha acımasız olan gönül çölünde ölmüştü.
İçim kararmış , yalnız kalmış , umudunu kaybetmiş bir halde yeniden iskemleme yığıldım.Artık gelip beni götürebilirler , hiçbir şey umrumda değil ; yüreğimdeki sonra tel de koptu. Bana yapacaklarına hazırım..
Bu sabah kafam karışıktı.Söylediklerini pek dinlemedim.Dinlemeye değer bulmadığım ve kayıtsız kaldığım sözleri arabanın buz tutmuş camının üzerine düşen soğuk yağmur damlaları gibi süzülüp gittiler.