Bu tarz cümleleri o kadar sık duyuyoruz ki bazen gerçekten anladığımızı sanıyoruz. “Anı yaşamak” da onlardan biri. Kulağa klişe geliyor ama insan bazı şeyleri ancak kendi içinde bir şeyler değişmeye başladığında gerçekten kavrıyor.
Son zamanlarda şunu daha çok fark ediyorum: Bazen bugünü, geçmişte kalmış bir duygunun ya da gelecekte gerçekleşmesini beklediğimiz bir ihtimalin içinde kaybediyoruz. Bir şeyi anlamlandırmaya, kontrol etmeye ya da zihnimizde tamamlamaya çalışırken kendi anımızdan uzaklaşıyoruz.
Belki de kendine dönmek dediğimiz şey, her şeyi çözmek değil; neye tutunduğunu, nerede kendinden uzaklaştığını ve hangi döngülerin seni aynı yerde tuttuğunu dürüstçe görebilmek. Yaşam bazen kısa olduğu için değil, biz onun içinde yeterince uyanık olmadığımız için elimizden kaçıyor.