Ahmet Ümit klasik polisiye kurgu sınırlarını aşarak mitoloji, tarih ve felsefeyle iç içe geçmiş güçlü bir anlatı kuruyor.Kitap, yalnızca bir cinayeti çözmeye çalışan bir arkeoloğun hikâyesi değil; aynı zamanda insanın tanrılarla, inançla, geçmişle ve kendisiyle olan ilişkisinin metaforik bir çözümlemesi.
Dilini her zamanki gibi akıcı ve sürükleyici kurarken, bu romanda şiirsel bir anlatıma da yöneliyor. Özellikle mitolojik bölümlerdeki tasvirler, sadece bilgi vermek için değil, aynı zamanda estetik bir atmosfer yaratmak için kullanılmış.
Denizkızları o kadar güzelmiş ki insanlar onları görür görmez âşık olurlarmış üstelik kaçmasınlar diye onların şapkasını, kuşağını, tarağını, aynasını çalarlarmış. Çünkü eşyası alınan denizkızı sulara dönemezmiş. Denizkızı eşyasını çalan adamın kölesi olurmuş.