“Sultanı Öldürmek” romanı, ve psikolojik yönüyle beni oldukça etkiledi. Kitabın tarihi anlatımları bazı okuyuculara ağır gelebilir ama ben tarihi sevdiğim için sıkılmadım. Başlarda hızla okuyordum ama ilerledikçe kitabın bitmesini istemedim. Müştak karakteri özellikle dikkatimi çekti; onun iç dünyasını, geçmişiyle olan hesaplaşmalarını ve düşüncelerini merak ederek okudum. Ahmet Ümit’in anlatım tarzını ve kurgusunu çok beğeniyorum. Diğer kitaplarını da merakla okumak istiyorum.
Bazen aklınız tutulur, heyecan benliğinizi ele geçirir, kendi mahvınıza sebep olacak bir adım atmış almanıza ragmen coşku burnunuzun ucundaki hakikati görmenizi engeller
Kim olduğumuzu hatırlama partisi... Sahi kimdik biz? Orta Asya steplerinden gelip, bu toprakların uygarlıklar kurmuş halklarıyla karışarak yeni bir imparatorluk kurmuş bir milletin kendini kaybetmiş... Şu kaybettiğimiz kendimiz neydi acaba? Irkımız mı? Dinimiz mi? Onurumuz mu? Aklımız mı? Hafızamız mı? Toplumsal psikojenik függ.. Bir toplumun geçici olarak hafıza kaybı... Geçici olduğundan pek emin değildim ama bir hafıza kaybı olduğu muhakkaktı. Çünkü her gelen hükümdar, her gelen iktidar, tarihi kendi çıkarına göre yeniden yaz
dırıyordu. Çıkarlara göre yazılan tarihin gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktu.