Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Uygarlıktan ilkele/öz benliğe dönüşümün hikayesine Buck(köpek)'un penceresinden bakıyoruz. Tanıdığı insanlara güvenmeyi, kendi bilgisinin ötesine geçen şeylerde onlara inanmayı öğrenen Buck, yabani hayata geçişte sopanın ve dişin yasasını öğrenecektir. Artık adil bir oyun yoktur. Korku ile dönüşümün tetiği çekilmiştir. Öz benlik sancıları başlamıştır. Öğrenecekleri;
Adalet baktığın pencereye göre yön değiştirir.
Değerler bulundukları kaba göre şekil alır.
En kötü koşullarda bile özüne uygun bir amaç bulup çabalamak, var olabilmeyi mümkün kılar.
Ne kadar iyi, ahlaklı olursan ol, söz konusu hayatta kalmak ise kötü de olursun, hırsız da katil de! Önemli olan eylemin nedeni hayatta kalmak için mi, yoksa zevk için mi.
Arketip yadsınamayan, genetik varoluş gözardı edilemeyen bir gerçektir.
Gölgenin karanlık yüzü neler yaptırabilir? Sınırın sonu var mıdır?
Dönüşüm bedene de sirayet eder.
Unutulmamalıdır ki doğru, iyi, ahlaklı davranmak; yanlış, kötü, ahlaksızlıktan daha zordur. İlki her zaman öğrenilir, ikincisi ise tabiatta vardır.
Zoru başarmaya gör, artık daha zorunu, kimi zaman imkansızı beklerler senden.
Gurur, sadakatle yapabildiğin şeye sadık kalmak nedir?
Yaşam için temel ihtiyaçlar -uyku, dinlenme- giderilemezse empati, duyarlılık, saygı da eksilir.
Hislerine cesaretle ne kadar sahip çıkabilirsin?