Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Tadı damakta kalan, kurgunun çok iyi olduğu, psikoloji, felsefe gibi konularla harmanlanmış bir okuma serüveninde, yazar ile tanışmanın haklı sevincini yaşarken diğer eserleri okunacak listesine eklenmeli düşüncesindeyim.
Mehmet Taşçı
Önü ardı hiç düşünülmeyen bir hayatta, iç dünyasına hapsolma tercihiyle yanlızlığına gömülmüş bir adam. Hislerinde kendi değerini göremeyen, bakıp görmemeyi yeğleyen bir yaşam! Gerçekliğe mahkum, hayalden yoksun bir bakış!
Kalabalığı sevmek ve insanlarla iletişim kurmaktan kaçınma ikileminde...
Kalabalığın ortasında yok olmuş olmayı istem ümitsizliğinde bildiği gerçek: gerçekleri değil kendi yalanlarını söyler insanlar!
Başlamak-bitirmek eyleminden çocuk gibi korkan gözünde, kendince hoş görülü olmayan bir eşe, bağı kuramadığı baba-çocuk ilişkisine mahkum adam. Diğer gözlerde etliye sütlüye karışmayan kendi halinde, umarsız, çekilmez, bencil, üşengeç, ürkek, kendini hint kumaşından hallice sanan, dürüst, işini iyi yapan, kimseyi incitmeyen bir adam görüntüsünde. Ben dünyasında, hüznünü kendine saklayıp noksanlıklarını gizleyemeye çalışırken, yanlış yapmaktan -birini incitmekten- korktuğu için her adımını ürkek atan adam, iç dünyasında hapsolup kurulu düzende varolamaz.
Oysa haksız acıya dayanamayan yüreği, gördüğü gerçeklerde değişim gücünün elinde olamamasıdır. Bunun mantıksızlığı ile verilen seyirlik yaşama kararı, ömrünü ve birçok ömrü etkiler.
Yaşam yolculuğunun çapraz sokağında Nevin ile karşılaşır. Hayatının ta kendisi hissiyle Nevin ya tamamen onun olmalı ya da kaçmalıydı. Olmak imkansızlığında kaçışı yeğlesede, yaşamaya zamanı olan ama hayata kalkan ettiği alışkanlıklarından