Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Hasan Ali Yücel, hürriyet ve özgürlüğün temeline oturtur aklı; gelenekleri dahi akıl süzgecinden geçirmenin önemini vurgular. Aklıdaki şüphenin gerekliliğini ise 'Şüphe etmemek için şüphe etmeliyiz.' sözleriyle özetlenebilir. Ayrıca bilimin önemini sık sık vurgularken kesinliğinin göreceliğini- tersi ispatlanana kadar kesin kabul görme koşulluluğunu- çağında dile getirip uygulama çabasındadır. Her bilim adamının ürettiği teorinin büyük bir ihtimalle yanlış olduğunu bildiği halde, tek amacının daha öncekilerden olabildiğince az yanlış içeren bir teori üretmek düşüncesiyle de Karl Popper ile bir çok konuda aynı görüştedir. Celal Şengör bu ikili arasındaki fikir birliğini sık sık belirtiyor.
Özellikle Atatürk'ün naşını taşımak için kura ile belirlenen 12 milletvekilinden biri olan Yücel'in, Atatürk için dile getirdiği hisselerini okurken duygulanmamak elde değil. Hele ki kitap sonunda Ek-2 olarak verilen metin ('10 Kasım'dan Önceki Gece') enfes bir anlatımdı.
İşin özü Hasan Ali Yücel, Atatürk ve Popper'den alıntılarla vurgulanmak istenileni Şengör notlar kısmındaki bir kütüphane kaynak ile açıklıyor.
Mabudu göklerden gönüle indirdik;
Halikle mahlûku biz sevindirdik;
Gözlerde çağlayan yaşı dindirdik;
Biz zemzem değiliz, alın teriyiz! S.ix
" 'Yeni bir söz söyledim' diyen, sözlerin en eskisini tekrarlamış olur. Fakat, ne yazık ki hakikatleri tekrara, hafızamızdan çok idrakımız muhtaçtır." Hasan Ali Yücel (1937) s.1
"Hak bellediğin yolda yalnız gideceksin!... Üzülmemeli; çünkü hak yolunda yalnız kalındığı görülmemiştir." S.9
" Ben... güneşin altın sarısından içtiği şarapla mest ve birbirine sokularak bahtiyar bir