Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Gelen gideni aratır, biri gider diğerleri birinden beter gelir. Ezilmiş, tırsık, zülme baş eğenlerin değişmeyen kaderi, değişime gebe olsada o çocuk hiç doğmaz. Döngü döndürü vererek kendini, fır döner fırfır döner.
Bir yanda İnce Memed umuduyla her tepenin başında, yepyeni bir gün doğacağını bekleyen köylü, diğer yanda Abdi Ağa'nın yerini alan Arif Saim Bey, Ali Safa Bey, Kel Hamza; ikisinin arasında kalan ise eylemlerinin doğru-yanlış ikileminde İnce Memed. Kitap boyu İnce Memed 'Şimdi ne olacak, şimdi ne olması gerekir?'in cevabını kimi zaman kendine, kimi zaman ise etrafındakilere sorar ama kesin bir sonuç alamaz. Sorgulama süresi uzadıkça eşkiyalığa mecbur kalacağının, kalması gerektiğinin kanısına varıyor insan. Lakin 3. seride neler olur bilinmez.
Metoforlara yer verilmesi ve halkın umudunun dillerde efsaneleşmesi dinleyenlerin ruhunu yeşertirken okuyanı ise mest eder. Nasıl bir anlatım tarif edilemez. Okuma serüveninde insanın aklına 'Yaşar Kemal'in kendine has kelimeleri nasıl başka bir dile çevrilip aynı tadı verebilir ki? ' gelir.
Koca Osman, Kocamış Osman, Çocuk Osman!
Kamer Ana, Hürü Ana, Seyran, Ferhat Hoca, Topal Ali ve daha nicesi gönüllere yer eder.
"Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar." S.66
" Yılmış adam Allah'ın makbul kulu değildir... Yılmış, korkmuş, ürkmüş insan kadar kötü bir mahluk halketmemiştir yaradan. Dünyada cehennemden hiç çıkmayacak, ebedi yanacak bir yaratık, yılmış adamdır. Allah'ın en edna kulu korkmuş adamdır, korkmuş adam insanlığın yüz karasıdır."