Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Karşılıksız bir aşk ve kabul görmeyen bir son!
Werther, Lotte'ye aşık olur. Lotte, Albert'le evlenir. Zamanla Werther'ın ruhundaki ahenk bozulur ve Albert'in karısı ile arasındaki güzel ilişkiye zarar verdiğini düşünür, bu yüzden kendini suçlar. En güzel insani duygulardan aşk, yazgısı mutlu etmesi gereken insanları üzer ve Werther, " Niçin uyandırıyorsun beni bahar yeli? Hem esiyor, hem de diyorsun ki: Göklerin şebnemini yağdırırım! Oysa yapraklarımın kuruması yakın, yapraklarımın dökecek fırtına! Yarın gezgin gelecek, gelecek ve tüm güzelliğimle beni görecek, kırlarda her yanda gözleri beni arayacak, ama bulamayacak." (S.116) diyerek bir son verir hayatına.
Lakin bu kitaba sadece imkansız aşk ve hayattan vazgeçiş gözüyle bakmak yanıltıcı olur. Yazar, yaşantısının dar çemberinde dönen bir hayat isteyen Werther'in, yaşamdan vazgeçişini gün gün kaleme alırken ara temalarda:
İnsanın özgürlük korkusuna,
Sınıfsal ön yargılara,
Çocuk gibi yönetilen insanların körlüğüne,
Gücün sınırının denemeden bilinemeyeceğine,
Kötü günlere katlanabilmek için, iyi günlerin tadını doyasıya çıkarmamın önemine,
Keyifli olmadığında maskenin gereksizliğine,
Mutlu edemediğimiz, mutlu insanlar gördüğümüzde dayanamadığımıza,
Çocukları hayata hazırlarken sadece olumlular vermemizin yanılgısına,
Başkalarının öğretilerinde yaşamak yerine, kendi tutkumuzun peşinden gitmemiz gerektiğine,
İnsanları yargılarken eylemden çok nedeninin önemine,