Öte yandan Güler ile konuşurken bir şeyleri özlediğini fark etti. Bu Güler’in kendisi, arkadaşlığı ya da birlikte geçirdiği günler değildi. O günlere ilişkin belli belirsiz bir şeydi. Tanımlama kesinliğine sahip olabilecek görünür bir şeyden çok hissedebilecek bir şey. Kısaca adını gençlik dediğimiz önümüzde daha yaşanacak güzel ve uzun günler olduğuna ilişkin ümitler, hayaller beslediğimiz, hayata toyca bir güven duyduğumuz, yarı bilinçsizlik haline benzeyen neşeli bir duyguyu özlediğini fark etti. Bir şeylere çabuk ağlayıp çabuk güldüğümüz günler..