Eskalotolojinin Epistemolojik Tutarlılığı: Kıyamet İnancının Dinlerarası Mukayesesi
1. Giriş
İnsanlık tarihi boyunca “son” fikri, hem felsefenin hem de dinin en güçlü metafizik sorularından biri olmuştur. Evrenin bir başlangıcı olduğu düşüncesi kadar, onun bir sonu olacağı inancı da insan zihninin derininde yer etmiş bir sezgidir. Bu sezgi, farklı dinlerde farklı imgelerle karşımıza çıkar: kıyamet, apokalipsis, frashokereti, yuga sonu, armageddon… Ancak bütün bu kavramlar, aynı temel gerçeğe işaret eder: Varlığın nihai kaderi ve adaletin tamamlanması.
Bu çalışma, kıyamet inancını sadece teolojik bir olgu olarak değil, aynı zamanda epistemolojik bir problem olarak ele alır. Yani şu sorunun peşindedir: Hangi dinin kıyamet anlayışı, bilgi, adalet ve varlık düzeni açısından tutarlıdır? Bu bağlamda, İslam, Hristiyanlık, Yahudilik, Hinduizm, Budizm ve Zerdüştlük’teki kıyamet anlayışları karşılaştırılacak; her birinin ontolojik, ahlaki ve kozmolojik boyutları incelenecektir. Sonuçta İslam’ın kıyamet tasavvurunun, diğer inanç sistemlerine göre epistemolojik bütünlüğü daha yüksek olduğu gösterilecektir.
2. Kavramsal Çerçeve: Eskalotoloji ve Epistemoloji
Eskalotoloji (Eschatology), Yunanca eschatos (son) ve logos (öğreti) sözcüklerinden türemiştir. Kelime anlamıyla “son şeylerin öğretisi” demektir. Teolojide, evrenin sonu, ölüm, diriliş, yargı, cennet ve cehennem gibi konuları kapsar. Dolayısıyla bir dinin eskalotolojik sistemi, onun tanrı anlayışı, insan tasavvuru ve ahlak öğretisinin doğal uzantısıdır.
Epistemoloji ise bilginin kaynağı ve doğruluğunu inceler. Eskalotolojik bir inanç sistemi, yalnızca ‘ne olacak?’ sorusuna değil, ‘bunu nasıl biliyoruz?’ sorusuna da cevap vermelidir. Dolayısıyla bir teolog açısından tutarlılık, şu üç ilkeyle ölçülür: 1) Ontolojik uyum, 2)