• “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Yusuf Suresi 40. Ayet

    Onların çoğu, ortak koşmadan Allah'a inanmazlar. Yusuf Suresi 106. Ayet


    Mevlana مَوْلاَنَا Kelimesi... Kur'an'ın BAKARA Suresi 286. ayetin de geçen bir terimdir. Ve bu terim; Bizim Mevlamız anlamına gelir. Yani Bizim Allah'tır. Güya siz Allah'a ve Onun Kur'an'ına inanıyor ve Allahtan başkasına, Mevlana Bizim Mevlamız anlamına gelen sözü söylüyorsunuz, Lütfen uyanın! Eğer kendini Mevlana yapan Celalettin Rumi ise, Kur'an'ın ayetti Bakara 286. ayetten sapmış olur, eğer o kendini Mevlana yapmamışsa bile, siz Mevlana diyorsunuz! (Mevlana) Yani Bizim Mevlamız ha! Bu çok tehlikeli bir söz. Siz böyle yapmakla Allah'a ortak koşmuş oluyorsunuz! Lütfen, ayette dikkatte alın ve gerekeni yapın. Yoksa tehlikeli sularda yüzüyorunuz kardeşlerim, emin olunuz. Uyanık olun, bu sözden uzak durun kardeşlerim. Ben Allah tarafından sizi uyarıp görevimi yapıyorum, artık gerisi size kalmış kardeşlerim. İster uyun, isterseniz uymayın, nasıl olsa Allah'a hesap vereceksiniz, bana değil!..

    Bakara 286. ayetin de Mevlana(Mevlamız) kelimesini bulun, Ayetin Arapça'sının, Türkçe okunuşunu okuyun, arapça bilmeyenler Kaynak: http://www.kuranmeali.org/..._kerim_mealleri.aspx

    Ayrıca Mevla(Mevlana) geçen ayetlerin hepsine bakın. Hepsinde Mevla'nın Allah olduğu açıkça belli. Bu şahsa hakaret, aşağılamadeğil, Kur'an gerçeğini meydana çıkarmaktır! Bu Allah'a olan imandır, onun bir tek Allah, bir tek Mevlamız olduğunu ortaya koymaktır! Allah'tan başka mevla yoktur! Kur'an'ı yalanlayanlar, elbette bundan rahatsızlık duyacaklar. Putllaşan sevgilerini ve putlarını karaladığımı sanacaklar. Sizler yine putunuzu sevin, ben Hakikati ortaya koyuyorum Allah'ın izniyle!

    Ayrıca Mevla (Mevlana) kelimelerine : Al-i İmran Suresi, 150. ayet/ En'am Suresi, 62. ayet / Enfal Suresi, 40. ayet / Tevbe Suresi, 51. ayet / Yunus Suresi, 30. ayet / Hac Suresi, 78. ayet / Tahrim Suresi, 2. ayet / Tahrim Suresi, 4. ayet / Kur'ada bu ayetleri de araştırıp bakabilirsiniz!
  • "Eğer bir gün bir kitap yazsaydım böyle bir kitap yazardım."
    Her Mustafa Kutlu okumamdan sonra bu cümleyi kurarım içimden, bu sefer daha sesli kurdum. Oysa ben çok değil bir sene önce hiç Kutlu okumamış bir insandım. Yine geçen sene bu zamanlar yeni bir kitabı çıkmıştı Tarla Kuşunun Sesi onunla başladım okumaya ve geçen bir senede bu okuduğum 13. kitabı. Artık Mustafa Kutlu'yu tanıyorum hatta bir hayranıyım diyebilirim. Yukardaki cümleyi kurma sebebimse her kitabında kapıldığım sanki bu kitabı ben yazmışım duygusu, olay örgüsünden, karakterlere, olay arasında çaktırmadan ifade ettiği düşünceler tamamen benim düşündüklerim. Bu açıdan hiç bir yazarı kendime bu kadar yakın hissetmedim. Mustafa Kutlu kitaplarından aldığım zevkte bundandır. Aynı şeyi düşünüyoruz ama o yazıyor ve çok güzel yazıyor. Oysa ki ben yazamam. Bakın ben, bir çok tuhaf marifetimin yanı sıra, elime bir kalem verseniz ve deseniz ki edebi bir şey yaz şuraya, adımı soyadımı bile yazamam. Yazmakta bir sanatçının bir müzik bir beste yapması gibi büyük bir yetenek. Yeteneği olmayan yazamaz. Çok okuyan, edebiyatı seven böyle biri olsa da yazamaz yetenek yoksa. Zaten edebiyatta bir sanat. Mesela sitemizde bazı arkadaşlarımız öykü yazımı yapıyorlar. Taktir ediyorum güzel öyküler çıkıyor. Çokça imrensem de ben hiç cesaret edip denemedim. Gerekte yok zaten herkes becerebildiği işi yapmalı. Evet var edebiyatla yakından uzaktan alakası olmayıpta kitap yazmaya kalkan. Ama bazen öyle kitaplara denk geliyorum ki, kitabın sayfası isyan ediyor bu kitabın kağıdı olacağıma tuvalet kağıdı olsaydım diye. Neyse kendimden çok bahsedip konuyu da çok dağıttım. Bu güzel kitaptan bahsedelim artık ama bu sefer spoiler fazla olacak kitabı okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız incelemeye burdan sonra devam etmemenizi tavsiye ediyorum.
    Yine kalabalık bir hikayeyle karşımızda Mustafa Kutlu, olaylar, karakterler, fikirler kalabalık. Kitap bittiğinde 300 sayfa değilde 1000 sayfa okumuş gibi oluyorum. Olay örgüsünden başlarsak Suna ve Elifle başlayıp ikisinin de özellikle Suna'nın geçmişini hatta uzak geçmişini -ki hepsinden ayrı bir hikaye kitabı çıkar- anlatıyor. Bu kısmı çok sevdim çünkü klasik Kutlu fikirleri burada bol bol var, her kitapta bahsettiği, modernleşme, şehirleşme, köyden göç, toprağı terk etme, tüketim bireyi olma ve buna hapsolma... Mustafa Kutlu bu konuları neredeyse bir sosyolog edasıyla çok güzel işliyor. Burada da Suna'nın aile geçmişinde sık sık bunlarla karşılaşıyoruz. Mekan tabi ki Üsküdar. Mustafa Kutlu kitaplarına kendinden çok şey katıyor. Zaten karakterlerden biri her kitap ya Erzincanlı ya oraya yolu düşer. Bu seferde Suna'nın annesinin dedesi Erzincan olmasa da oraya yakın Arapgirli. Anneannesi de öğretmenliğini Erzincanda yapıyor. Şaşırmadım tabi, memleketine sahip çıkması hoşuma gidiyor hele ki bu gece Akhisar'ın Galatasaray'ı 3-0 yenmesini düşününce. Neyse dağıttım yine. Başkarakterimiz Suna ve Elif hatta Suna daha ön planda. Bu kitabı okuyan çoğu kişi Suna'yı kendisine çok daha yakın görecek ve benzetecek. Hatta ben bile bir erkek olarak öyle gördüm. Kaşını gözünü değil tabi zira hanfendi Isabelle Adjani'ye tıpatıp benziyor. Suna'nın fikirleri, arayışı, düşünüp isteyip yapamayışı ve nihayetinde çoğumuzun geldiği yer olan "Ya Tahammül Ya Sefer" noktasına gelişi. Elif hanım ise biraz daha marjinal bir karakter, kavgacı, mücadeleci. Ama ikisininde en ortak noktası bizle de ortak diye biliriz deliler gibi kitap okumaları.
    Ahmet Hamdi Tanpınar takdimine, göz önüne koymasına da özellikle bir paragraf açmak lazım. Mustafa Kutlu'nın Tanpınar sevdası malumdur kitaplarını da kendi yayınevi basıyor zaten. Çoğu kitabında ufak ufak değinir Tanpınar'dan ama bu sefer Edebiyat Doçentimiz Suna üzerinden kitabı okuyanların kitap biter bitmez Tanpınar okumaya başlamasına neden olacak kadar bir Tanpınarla çıkıyor karşımıza, öyle ki Suna'nın Ali ile tanışması bile Tanpınar sayesinde olacak kadar bağlayıcı yapmış hikayeye. Suna'nın edebiyatçı olması da onun üzerinden Tanpınar hakkındaki görüşlerini okuyucuya aktarmak için bir fırsat tabi. Bu anlamda Suna'nın yazar hakkında söylediği çoğu şeyin Kutlu'nun düşüncesi olduğunu düşünüyorum.
    Bir konu daha var ki bu biraz Kutlu Amcaya sitem. Serdar eşini aldatır, Tarık eşini aldatır, Ali eşini aldatır. Üstad bir tane iyi erkek karakter olmaz mı şu hikayede? Şimdi 3'te 3 olunca insanlar genelleme yapmaya başlar. Şaka bir yana burda beni en fazla üzen ama şaşırtmayan tabiki Serdar oldu. Tamam Serdar'a kızmayayım hadi artık Serdar'lar çok var Kutlu da bunun farkında bu Serdar gibilerini biz Ya Tahammül Ya Sefer de öğrendik zaten. Geçmişin siyasi cenderesinden geçen dava adamları, zalimin zulmüne feryat edenler, şimdi devran dönünce parayı bulunca o geçmiş günleri, bütün o koşuşturmaları, o eylem planlarını, Beyazıttaki gösterileri, polisle, karşıt görüşle kavgalarını, uğradıkları zulmü, davayı unuttular. 28 Şubatta başörtülü arkadaşları savunan Serdar'lar devran dönünce güç kendilerine geçince, parayı bulunca.. neyse şimdi küfretmek istemiyorum velhasıl para adam olmayanı bozar. Elif bir yerde bunu söylemişti tam hatırlamıyorum hatırlayan arkadaşlar varsa yazsın lütfen. Serdar'ın belki de hiç imtihana girmediğini, imtihana girmeden sınavın kazanılamayacağını. Sevincini bulma koymuşsun kitabın ismini sayın Kutlu, kim sevincini buldu peki bu kitapta. Yüreği güzel iki kadın, yüreğindeki bütün yüzlerin O'na dönüşeceği bir "O" hayal etmişlerdi ta küçükken büyüdüler birer "O" da buldular ama Onlar sevinci değilmiş.
    Suna ile başladık onla bitirelim. Suna inzivasını ve kendini bulmak için Ya Sefer demesini Yunus'un şu sözleriyle desteklemişti: "Beni bir dağda buldular kolum kanadım kırdılar." Benimde aklıma Ahmet Kaya'nın "Biz dağlarda keklik idik şimdi bu çöplükte karga olduk." sözleri geldi. Ahir Kelam büyükdedesinin Arapgir'in bir köyünde başlayan hikayesi, Fıstıkağacı, Çamlıca, Üniversite derken yaklaşık bir asır sonra yine bir köyde bitti. Kutlu yapacağını yaptı her hikayesinde kente göçürürdü köylüyü yine yaptı ama bu sefer finalde hikaye tersine döndü. Ve hikaye bitti. Bu tuhaf insanların hikayesi artık bizim içimizde sürecek çünkü yazar öyle istedi. Ama kimseye iltimas geçmek yok çünkü herkes payına düşeni yaşar. Suna ve Suna gibiler için de dua etmeyi unutmayın. Ne demişti Mustafa Amca "Dua müşterek, çünkü dert müşterek."
  • Bizim demokrasi'nin adı ne tam olarak Demokrasi yaşıyormuyuz? 🤔 sorgulayan beyin tehlikeli olur muş!

    Gerçek demokratlığın özü, başta fikir hürriyeti olmak üzere en geniş manada hürriyettir ve kararların bir kişi veya grubun dayatmasıyla değil, serbestçe danışıp tartışarak alınması yani istişaredir. Yoksa,
    başkanların kararlarını tasdik beklediği veya herkesin başkanın ağzına bakarak pozisyon belirlediği istişare toplantıları demokratlık değil şekilciliktir, demokrasi boyası vurulmuş tahakkümdür.
    Yunus Çengel,
  • Bizim yunus der ki:
    Verirsin celalinden cefa,
    Cemalinden vefa,
    İkiside de cana sefa,
    Lütfun da hoş, kahrın da...
  • ...
    ÂŞIK oldur HAKKI seve,
    HAK derdine kıla deva
    Bizim için hayır dua
    Edenlere selam olsun

    Âşık Yunus söyler sözü,
    Kan yaş ile doldu gözü
    Bilmeyenler bilsin bizi,
    Bilenlere selam olsun.

    #YunusEmre
  • Bir zaman dünyaya bir adam gelmiş;
    Sayıları silmiş, BİR'e yönelmiş...
    Bizim Yunus,
    Bizim Yunus...
  • Bir zaman dünyaya bir adam gelmiş;
    Toprakta devrilmiş, göğe çömelmiş...
    Bizim Yunus,
    Bizim Yunus...