Murat Ergin

Murat Ergin
@FeelGood61
Vazgeçiş Sanatı, Bartleby sendromunda bir adam
Akademik
Lisans
Trabzon
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Sevgi ve nefret
" Bizi seven insanların zaman zaman bizden nefret etneye hakları var."
Sayfa 60
İnsan ve Hayat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gölgelerin gerçekten de var olması...
"Buna ulaşabilmek için Tanrı'ya mutlak bir güven ve mutlak bir bağlılık göstermek gerekiyordu. Kırdaki zambağın ve gökteki kuşun sahip olduğu şey buydu. Onu ertesi günün sabahında hangi kötülük beklerse beklesin, en büyük keder ânında bile kuş, neşeyle dolup taşabiliyordu. Keder ve bir sonraki gün onu ilgilendirmiyordu. Tüm bunların yükünü Tanrı'ya havale etmişti. Rüzgâr ona boyun eğdirdiğinde bile ot gibi itaatkâr olabilmek, diye düşündüm ve yukarı baktım..."
Sayfa 94
2024 Okuma Raporları
'Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş' Kierkegaard
Kuş ânı yaşıyordu, bu yüzden atmacanın yavrularını alıp götürdüğü aynı yere son dört senedir tekrar tekrar yuva yapabiliyordu. Onun için geçmiş ya da gelecek yoktu, yalnızca bir zaman sonra doğacak olan yavruları ve yuvası vardı. Atmacanın gelip onları kapması o anda var olan bir gerçek değildi onun için, bu yüzden bunu düşünüp ona göre yaşamıyordu. Kuşun başına gelen şeyler onun kontrolünde değildi, bu nedenle onu ilgilendirmiyordu. Bizim için de böyle düşünmek mümkün müydü? Başımıza gelen şeylerin bizi ilgilendirmediğini?
Sayfa 94
İnsan ve Hayat
Sessizlik ve İnsan
" Sessizlik, tuz gibidir, sadece görünürde hafiftir. Gerçekten, nemlenmesi için zaman tanırsanız bir örs kadar ağırlaşmaya başlar. ... Sonunda uzun bir yolculuğun ardından, tüm kendine özgü özellikleriyle, içinde doğduğum bedende yaşamaya karar verdim. Nihayetinde bana ait olan ve beni dünyaya somut bir şekilde bağlayan, aynı zamanda da ondan ayrışmama imkan sağlayan tek şey oydu. ... Sonuç olarak, şüphe duymak beni o kadar da korkutmuyor. Bir hayatın olaylarını, kendi hikâyemizin gerçeğe uygunluğunu sorgulamak, huzursuz edici olmamn yanı sıra sağlıklı ve iyi bir şey de olsa gerek. Belki de sürekli olarak yerin ayağının altından kaydığını hissetmek normaldir, belki de kendime ve etrafımdaki insanlara dair sahip olduğum kesinlik hissi ortadan kayboluyordur. Yıllardır gerçeklikle tek inanılır bağımı oluşturan bedenim şimdi bana çürümekte olan bir taşıt, tüm bu süre boyunca bindiğim, çok hızlı bir seyahate ama aynı zamanda kaçınılmaz bir çöküşe maruz kalan bir tren gibi görünüyor. Sürekli gördüğüm manzaraları oluşturan insanların ve mekânların çoğu şaşırtıcı bir doğallıkla ortadan kayboldu ve hâlâ orada olanlar, nevrozlarını ve yüz ifadelerini sürekli vurgulayarak, eskiden oldukları kişinin bir karikatürüne dönüştüler. İçinde doğduğumuz beden dünyadan ayrılırken sahip olduğumuzla aynı değil. Sadece hücrelerimizin sonsuz kez değişmesinden değil, en belirgin özelliklerinden, el yordamıyla, elimizden geldiğince, yönlendirme ya da danışmanlık olmadan, kendi kişiliğimiz ve kanaatlerimizle ona ekleyegeldiğimiz dövme ve yara izlerinden de bahsediyorum."
Sayfa 157 - Nebula
"YALNIZCA BİR HAYATIMIZ VAR!”
"Hayatın değeri bugün yanlış anlaşılıyor. Tüketimci, transhümanist açıdan ele alınıyor ya da fetişist olmakla eleştiriliyor. Mesele hep "iyi” diye adlandırılanın çevresinde dönüyor. Değerler üzerine her düşünce gelip bu yanlış anlamalarla dolu terime gelip çarpıyor. Böylece çoğunlukla "biricik” olanın iyi olduğunu düşünüyoruz. Hazcı olmak yerine, "yalnızca bir hayatımız var" deyişi ölüm itkisinin bir ifadesi oluyor. Bu deyiş inşam "zamanı öldürmeye", hayatını art arda gelen bir itkisel doyumlar dizisine dönüştürmeye, onun yoğunluğunu "artırmaya", kısacası kendi yaşamım bir performans gibi görmeye davet ediyor. Ne ki yalnızca bir hayatımız olduğu yanlış. Bunun farkına varmak için ebedi hayata ya da ruh göçüne inanmak gerekmez kesinlikle. Dilsel özelliğimizi dikkate almak yeterlidir. Dil kendi içinde, en azından bir "şimdiden-buradalık" (dejd-ld) biçimi altında, ötedelik boyutunu barındırır. Dil yalnızca bizden önce geldiği ve bizi aştığı için insani diyaloğun gerçekleşmesini sağlayabilir. Her zaman yaşadığımızdan başka bir şeyi yaşarız: "Kafamız başka yerdedir", geçmişin bulanık anılarına yakalanırız, geleceğimizi tasarlarız, başka birisi olmayı düşleriz. "Yalnızca bir hayatımız var" sloganı hızlandırılmış toplumun sloganıdır. Kayıp zaman toplumu hayatı, biricik ve ister istemez yanıltıcı olan bir kaç ânın peşinde koşan bir hayata indirgeyerek, kendi değerinden yoksun bırakır..."
Sayfa 91 - YKY
İnsan ve Hayat