Yine yüksek beklentilerle başladığım bir kitap ve yine bir hayal kırıklığı. Genel olarak kişisel gelişim kitaplarını ne faydalı ne de değerli buluyorum: Yıllardır çevremizden işittiğimiz tavsiyeleri tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Dilleri akıcı olmuyor, okuyucuya anlık bir özgüven veriyorlar.
Her zaman değişimin insanın kendinde bittiğine inandım. Eğer bir kişi çocuğuna karşı saygısız ise mesela, rastgele bir insanın verdiği "Dinlemeyi öğrenin." ya da "Çocuğunuzu anlamaya çalışın." salıkları bir işe yaramayacak. Kişi kendinedeki bir eksikliğin farkına varacak bilinçteyse; iyi bir dinleyici olması gerektiğini, farklı fikirlere saygılı olunması gerektiğini akıl eder. Bilinçsiz bir kişi bile yapılması gerekeni içten içe bilir. Problem hep uygulama aşamasında olmamış mıydı?
Bu kitap özelinde konuşursak, yazım tarzı bana hiç hitap etmedi. Diyaloglar çok acemice. Örnekler can sıkıyor. Yıllardır duyduğumuz şeylerı ısıtıp önümüze koymak yazara para kazandırmak hariç pek bir şey yapmıyor. Hatta yazan kişi Doğan Cüceloğlu olmasaydı bu kadar ilgi görmeyeceğini düşünüyorum. Kendisi alanında çok başarılı birisi olabilir, iyi birisi olabilir, dinlemeye değer biri olabilir. Ama kalemini güçlü bulmadım.
İleride belli bir popülariteye ulaşırsam kesinlikle bu tarzda bir kitap yazarım. Sonuçta bu sektörde büyük paralar dönüyor. Yazarın donanımlı olup olmaması ise çok büyük bir fark yaratmıyor. Herkes aynı lafları yazıp bastırabilir, bunları gerçketen düşünüyor/uyguluyor olsun olmasın. İletişim konusunda en büyük bilgi kaynağı kişinin kendi deneyimleridir ve olmaya da devam edecektir. Sonuç olarak, bu tarz kitaplara bir daha dokunacağımı sanmıyorum, böcek öldürmek için bile olsa.