Candy’nin “köpeğimi öldüren ben olmalıydım” demesinden sonra kitabın sonundaki “sahne” nasıl da dolduruyor gözleri. Lennie kadınla sahanlıktayım neler olacağını tahmin ettiğimiz halde “yapma be, yapma nolur” derken buluyoruz kendimizi.
En iyi planları farelerin ve insanların
Sıkça ters gider...
İyi ile kötüyü ayırt eden Bilgi Ağacı’nın meyvesini yemeyeceksin. Peki bu meyvenin tadılmasını istemiyordu da neden söz konusu ağacı cennetin duvarları dışında bırakacağına tam ortasına dikmişti? Mari, bir avukat olarak o çifti savunacak olsa hiç kuşkusuz tanrıyı idari ihtimalle suçlardı. Çünkü ağacı yanlış yere diktiği yetmiyormuş gibi, çevresine uyarı levhaları ve bariyerler koymamı, en basit güvenlik önlemleri bile almamış, böylece herkesi tehlikeyle karşı karşıya bırakmıştı.
Çok derinlerde bir yerde gene de bir kuşku vardı aslında: ya tanrı varsa? Binlerce yıllık uygarlık tarihi, intiharı tabulaştırmış, tüm dinler bunu yasaklamıştı. İnsanoğlu yaşam mücadelesi vermeli, boyun eğmemeli, üremeli ve üretmeli. Toplumun çalışacak birilerine ihtiyacı var. Bir çift, aralarındaki aşk bitmişse bile birlikte kalmak durumundadır, her ülkenin askerlere, politikacılara, sanatçılara gereksinimi vardır.