Felix

Hiç okumamış sayıyorum kendimi
Puan vermedi·283 syf.··
2026 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 16:54
Füruğ'un şiiri, onun zaman ve sınır aşan etkisi herkesin malumu... Böyle bir şairin en çok okunan eserlerinin böyle özensiz bir çeviriye mahkum edilmiş olması insanın içini acıtıyor. Çevirmenin özgeçmişi oldukça güçlü ve yeterli görünmesine rağmen ortaya resmen bir felaket çıkmış. Türkçe bilmeden yapılmış bir çeviri ile karşı karşıyasınız resmen. Çok sayıda baskı hataları da üstüne eklenmiş. Bir editörün dahi elinden geçmişe benzemiyor. Anlamın derinliklerini düşünerek sabır ve güçlükle ve hiç okunmamış sayarak bitirdim kitabı. Bu baskı ve bu çevirilerden uzak durmanız temennisiyle...
Yaralarım AşktandırFuruğ Ferruhzad · Kanguru Yayınları · 20092,642 okunma
Reklam
Puan vermedi·
Vezir Nizamülmülk…imparatorlara onyıllarca sözünü geçirdikten sonra dostu Hayyam’dan birkaç ay ömrünün kaldığını öğrenir. Kaderine razı olup yokluk düşüncesine alışınca önce devlet işlerinden elini eteğini çeker ve 4 asır sonra Batı için Macchiavelli’nin Prens’i ne anlama gelecekse İslam dünyası için benzer bir anlam ifade eden bu eseri yazmaya adar kalan ömrünü. Ama aralarında hatırı sayılır bir farklılık vardı yine de. Prens, siyasette hayal kırıklığına uğramış, her türlü iktidardan yoksun kalmış birinin eseriydi. Siyasetnâme ise bir imparatorluk banisinin yeri doldurulmaz tecrübesinin ürünüydü. Amin Maalouf’un Semerkat’ında bu şekilde bir tasvirle çıkmasaydı karşıma bu kadar eğilirmiydim eserin üstüne bilmiyorum. Ama bazen bir romanın açtığı yolda dizilir sıra sıra okuma listeleri…Hayyam’ı sevenler, sevdiklerini de merak edenler elbette bu yollara düşecekler benim gibi… İyi okumalar…
SiyasetnameNizamülmülk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,714 okunma
Sorgulanmamış ya da yaşanmamış bir ömür...
8/10
·308 syf.··
2025 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2025 15:08
İnsan kendi hayatına eleştirel bir gözle bakabilir mi? Bunun son derece güç olduğunu biliyoruz. Sokrates'in sorgulanmamış ömrü yaşanmamış sayan yaklaşımını da düşündüğümüzde böyle bir sorgunun önemi idrak sahibi herkes tarafından her zaman bilinmiştir, bilinecektir. Peki Saramago'nun bu eseriyle bu bahsettiklerimizin ne ilgilisi var? Şöyle, Saramago'nun bu romanı 'insan kendine, yaşamına nasıl eleştirel bir gözle bakabilir', 'bu nasıl mümkün olabilir' sorusunun çok çarpıcı bir cevabı mahiyetinde. Başta sanki şu cevabı bir ön kabul olarak peşinen kabul ediyor görünüyor; "bakamaz". İnsan kendine, kendi yaşamına, kararlarına, seçişlerine, vazgeçişlerine hiçbir zaman olması gerektiği perdeden eleştirel bir bakış atamaz. O yüzden herkes hep üçüncü şahıs eleştirisinde, o sularda gezer, yüzer ve boğulur. İşte kurgu da bu çarpıcı tespitin üzerine kuruluyor. İnsan hep ötekinin eleştirisinde ise o ötekinin yerine birebir bir kopyasını koyarsak durum nasıl gelişir/değişir? İşte roman, birebir kopyası bir üçüncü şahıs -ama öteki değil- üzerinden kendi varlığının sorgusunun nasıl yapılabileceği üzerine yoğunlaşıyor diyebiliriz. Ne kadar çarpıcı değil mi? Bahsi bile ne kadar heyecan verici... Her zaman şaşırtmaya devam ediyor Saramago. Tam da bu yüzden Orwel gibi, Camus gibi her yazdığı okunası eşsiz bir yazar... Bu arada her okuma sonrası varsa eserin 7.sanat versiyonunu izlemek isteyenlerdenim. Yazarın başyapıtlarından "körlük" isimli eserini de okuduktan sonra filmi izlemiştim. Kopyalanmış adam ise 2013 yılında 'Enemy' adıyla sinemaya uyarlanmış(imdb.com/title/tt2316411... ). Burada özellikle bu eseri okuyacaklar için okuma sonrası sinema uyarlamasının başlı başına bir hayal kırıklığı olduğunu, mümkünse uzak
Kopyalanmış AdamJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20143,725 okunma
Mürekkep hokkasının içinde Tolstoy'un vücudundan etler
Puan vermedi
Tolstoy'un "mürekkep hokkasının içinde vücudundan etler bırakarak" yazdığını ifade ettiği böyle bir esere inceleme yazmak ne mümkün. Sadece okuma serüveninde karşılaştığım birkaç husustan bahisle belki biraz yolu aydınlatabiliriz. Eseri alırken birden fazla kez okuyacağımı bildiğimden neredeyse çeviriden bile öncelikle fiziki güzel bir baskı aradım durdum niyeyse. Bulamadım. Çeviri tercihimi çok uzun araştırma ve incelemeler neticesinde Hasan Ali Ediz'den yana kullandım. Keşke dayanıklı bir ciltleme seçeneği de olsaydı diye düşünmeden edemeyerek malesef elimdekiyle yetindim. Eseri okumak her zaman planladığım ve bunun için en iyi zamanı düşünüp durduğum sırada okumalarımda o kadar çok eserde karşıma çıkıp durdu ki inanamazsınız. Dolayısıyla okuma zamanımı adeta bu yoğun rastlantılar kendiliğinden belirlemiş oldu. Tercih ettiğim çeviride, Hasan Ali Ediz'in Tolstoy, tüm eserleri ve Anna Karenina'ya ilişkin olarak hazırlamış olduğu giriş, eseri hangi yayın evinden okursanız okuyun bence mutlaka başta okunması gereken oldukça faydalı bilgiler içeriyor. Eserin hangi koşullar altında ve ne şekilde oluştuğunu anlamak isteyenlerin özellikle dikkatine...Burada Tolstoy'un fikir hayatında ve yaşantısında dönemler halinde geçirmiş olduğu değişimin işaretlerini bulabileceksiniz.... Burada o girişten sadece esere ilişkin sanatsal değerlendirmeyi de içermekle birlikte kitabın o son derece çarpıcı giriş cümlesinin de hikayesini öğrenmemize vesile olacak kısmı paylaşıp devam edeceğim müsaadenizle: --------------------------------------- "Tolstoy'a dünya ölçüsünde büyük bir yazar olmak niteliğini kazandıran ünlü eserlerinden biri de Anna Karenina (1873-1877) romanıdır. Bu romanın konusu, daha 1870 yılının başında Tolstoy'un kafasında filiz vermişti. Yazarın eşi, 24 Şubat 1870
Anna Karenina - Cilt 1Lev Tolstoy · Yordam Edebiyat · 202355,7bin okunma
İlliberal Demokrasilerin Yükselişi
Puan vermedi·
Eseri anlamada ve okuma öncesi fikir edinme hususunda yeterli düzeyde fikir vereceğini düşündüğüm için kitabın editörü Prof. Dr. Meral Öztoprak Sağır'ın Ön Sözü ile kitap arka kapağını paylaşıyorum. Kitabı/yazarı takibe almama sebep, 2022 yılında gerçekleşen "Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı" konuşmacısı Deniz Ülke hocamızın "Uluslararası Siyaset Duvarında Gölge Oyunu" adıyla metne dönüştürülmüş çalışmadır. İşin asıl ilginç yanı ise bütün dünyada son 15 yıldır demokrasilerde yaşanan gerilemeye Zakaria'nın 90'lı yılların sonunda çok çarpıcı argümanlarla işaret etmiş olması. Yani "İlliberal Demokrasilerin Yükselişi"ni çok önceden öngörmek mümkün olsa da görünen o ki önlem almak mümkün olamamış. Belki de uçak türbülansa girmeden önce yapılmış projeksiyonların incelemesi sırasında bir çıkış yolu bulunabilir. İyi okumalar.... "Günümüzde demokrasi evrensel bir değer olarak yükselmiş bulunuyor. Demokrasi kavramının fetişleştirilmesine varan bir ideolojik bombardıman, onun serinkanlı değerlendirilmesinin en büyük engeli olurken, ilkelerinin, içeriğinin ve biçiminin uygulamalardan yola çıkılarak ne olduğu, ne olması gerektiği ve ne olabileceğini tartışmayı da güçleştiriyor. Günümüzün yaygın demokrasi anlayışının ideolojik bir zafer ilan etmiş liberalizmle olan akrabalığı, demokrasinin açmazlarına yaklaşımda alternatif düşüncelere -örneğin 20. yüzyıla damga vurmuş Marksist bakış açısına- kendini kapattığı için demokrasinin sorunlarına çözüm arayışları kısır kalıyor. Demokrasiye -liberal demokrasiye- güven yaygınken demokratik kurumlara güvenin azalması, demokratik seçimlerle anti-demokratik yönetimlerin seçilme olasılığı, yönetimlerin demokratik taleplere duyarlılığı oranında sistemin etkisizleşmesi ya da temsil edilebilirlikle yönetilebilirlik arasındaki karşıtlık
Özgürlüğün GeleceğiFareed Zakaria · Kırmızı Yayınları · 201415 okunma
Reklam