“Benim canım kız kardeşim. Gerçek olamayacak kadar güzel, sarp kayalıklarda bir avuç topraktan fışkıran çiçeğe benzeyen kardeşim. Direnmeyi ondan öğrendim. Birbirimize benzemesek de ikimizin de bu dünyada varoluş sebebimiz aynı. Birbirimize ömür boyu arka çıkmak.”
Mariana Enriquez’in Türkçeye ilk çevrilen kitabı Yangında Kaybettiklerimiz'i okuduktan sonra, yazarın aslında ilk öykü kitabı olan Yatakta Sigara İçmenin Zararları ile tanıştım. Yangında Kaybettiklerimiz’i daha çok sevmiş olmamı bir kenara bırakırsak, yazarın bu ilk kitabıyla pek anlaşabildiğimizi söyleyemem. Hikâyesel kopukluklar, anlam karmaşaları beni biraz kitaptan soğuttu.
Edebiyatta tuhaf ve tedirgin edici öyküler okumayı seviyorum. Açıkçası bu türün çok daha iyi örneklerini de okudum. Ne yazık ki bu kitabı iyi kategorisinde değerlendiremiyorum. Ancak tüm bu eleştirilerime rağmen Enriquez’in kitaplarını okumaya devam edeceğim. :)
Bu türün okuruysanız Shirley Jackson, Samanta Schweblin ve Türk yazarlardan Engin Türkgeldi’nin kitaplarını muhakkak okumalısınız.