Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek... Tek başına. Özgür olmak bakmak. Dünyaya kendi gözlerinle Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak. Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek, gidebilmek. Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek. İsteyince Ay'a bile Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın, Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
"Doğanın ölçüsüne göre" yaşamak mı istiyorsunuz? Ey siz soylu Stoacılar, ne de aldatıcı sözler böyle! Doğa gibi bir varlığı düşünün, ölçüsüzce savursun, ölçüsüzce kayıtsız, amaçsız ve niyetsiz, acımasız adaletsiz, hem bereketli hem kısır hem de kesin olmayan; bir güç olarak kayıtsızlığın kendisini düşünün - bu kayıtsızlığın ölçüsüne göre nasıl yaşayabilirdiniz? Yaşamak- bu kesinlikle doğadan başka bir şey olmayı istemek değil mi? Yaşamak, değerlendirmeyi, tercih etmeyi, haksız olmayı, sınırlı olmayı, farklı olmayı istemek değil mi?