"Şimdiki sevdalar naylondandır. Sevdanın hası bizim zamanımızdaydı," diyor.
Annemin naylon gömleği var. Çamaşır ipimiz de naylondan. Naylondan sevda nasıl olur İnci?
Ağabeylerden biri hastanenin bahçesinde dolaştırdı
beni. Sonra ne gördüm bil bakalım! Bir uçurtma!
İlk kez senle birlikte görmüştüm geçen yıl. Ben ne olduğunu bilememiştim de sen demiştin uçurtma diye.
Kocamandı senle gördüğümüz. Bizim göğümüzdeydi hem. Bu seferki o kadar büyük değildi. Ama maviydi onun gibi. Ağabeye dedim ki:
"Bak, uçurtma kaçmış!"
"Hani bakayım! Nereden kaçmış?"
"Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!"
Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi.
Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki annemi de vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış İnci?
Yazmak, yaşamak demektir; bu yüzden çocuklara yazıyla kendi hikayelerini oluşturma fırsatı verilmelidir. Çünkü her çocuk, kendi yazı yolculuğunda keşfedilmeyi bekleyen bir dünya taşır.
“…Ve insanın ayakları üstünde doğrulabilmesi için önce yere düştüğünü kabul etmesi gerektiğini anlatması gerekecek. Belki bir gün biri onlara bu gerçeği söylemek zorunda kalacak. Fakat ben bunu yapabilecek denli yürekli değilim. “