“…Ve insanın ayakları üstünde doğrulabilmesi için önce yere düştüğünü kabul etmesi gerektiğini anlatması gerekecek. Belki bir gün biri onlara bu gerçeği söylemek zorunda kalacak. Fakat ben bunu yapabilecek denli yürekli değilim. “
"Sık sık cenaze törenlerinde, kadın olsun, erkek olsun, insanların ölümü lanetlediğine tanık
oluyorum. Fakat ölüm Ulu Tanrı'nın bizlere bir armağanıdır. V e Ondan gelen bir şeyi kul
lanetleyemez. Armağan sözcüğü size aykırı mı geliyor? Fakat bu bir gerçek. Eğer ölüm kaçınılmaz
olmasaydı insan bütün yaşamını ondan uzak durmaya adayacaktı. Hiçbir tehlikeyi göze almayacak,
hiçbir girişimde bulunmayacak, hiçbir işe el atmayacak, yeni bir şey bulmayacak, yeni bir şey
yapmayacaktı. Y aşam sürekli bir uyuşukluk olacaktı. Evet kardeşlerim, Tanrı'ya bize ölümü armağan
ettiği için şükredelim, çünkü yaşam ölümle anlam kazanıyor. Günün anlamı olması için gece,
konuşmanın anlamı olması için sessizlik, barışın anlamı olması için savaş gereklidir. Ona
dinlenmenin ve neşenin anlamlı olması için bize kaygı ve tedirginlik gönderdiği için de şükredelim.
Ona şükredelim, çünkü O'nun bilgeliği sonsuzdur.
"