Önce üretim ağlarını denetleyip ortadan kaldırmak, ardından da dağıtım ağlarını ortadan kaldırmak. 1960’lı yıllardaki bu politikanın ne sonuçlar verdiğini hepimiz biliyoruz. Üretim ve dağıtım ağlarının tamamen yok edilmeleri mümkün olmadığı için -ki bunun sebeplerini ayrıca tartışabiliriz- kısmen ortadan kaldırılmalarının sonucunda ne oldu? Birincisi uyuşturucu biriminin fiyatını yükseltti. İkincisiyse, büyük satıcıların, dağıtıcıların, büyük üretim ve dağıtım şebekelerinin güdümünde tekel ya da oligopol durumları yaratılmasına yol açtı. Bu da ayrıca fiyatları yükseltti, zira piyasa ve rekabet kanunları işlemez olmuştu. Üçüncü ve son olarak, suça yönelik en önemli sonuçsa şu: özellikle ciddi uyuşturucu bağımlıları ve bazı uyuşturucular açısından uyuşturucu kullanımı hiçbir esnekliğe sahip değil. Yani fiyatı ne olursa olsun bağımlı kişi uyuşturucusunu bulacak ve ne kadar yüksek olursa olsun istenen fiyatı ödeyecektir. Uyuşturucu talebinin bu kategorisinin en ufak esneklikten yoksun olması suç oranını artıracaktır - şöyle basitleştirelim: uyuşturucu müptelasını, ihtiyacı olan uyuşturucunun parasını denkleştirebilmek için sokakta birini vurup cüzdanını çalacak hale getirecektir. Bu açıdan, 60’lı yıllarda bu konu üzerine üretilen yasal düzenek, yasal yaptırım, enforcement düzeneği kocaman bir fiyaskoyla sonuçlandı.