Ferhat Şeren

Ferhat Şeren
@Ferhatsrn
“Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.” immanuel Kant.
İns @ferhatseren
Ataüni İSG
İzmir
24 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·520 syf.··
2023 5. kitabı
Amerikan Edebiyatının en önemli isimlerinden Jack London, 1876 yılında San Francisco’da doğmuştur. Vahşetin Çağrısı (1903), Beyaz Diş (1906), ve Demir Ökçe (1907) kitaplarının yanı sıra Martin Eden (1909) geniş okur kitlelerine ulaşan romanlarından biridir. Jack London yarı otobiyografik yazdığı bu romanda döneminin ideolojik ve toplumsal meselelerine de değinmiştir. Esere ismini veren ana karakterimiz Martin Eden, işçi sınıfından bir denizci. Geçimini aylarca küçük meblağlara gemilerde çalışarak sağlayan Martin; ablası Gertrude, eniştesi ve çocukları ile aynı evde kalıyor. Arthur’un davetiyle gittiği Morse ailesinin evindeki yemekte Ruth ile tanışır. Bekleme salonunda gözünü alamadığı Swinburne ismini uzun bir süre unutamayacak, hatırlayacaktır. Bu bakış edebiyat tutkusunun başlangıcıdır. Morse ailesinin İngiliz Edebiyatı öğrencisi kızı Ruth ile tanışması Martin için hayatının dönüm noktası olmuştur. Belki de hayatının en önemli yemeğini yiyen Martin Eden, Ruth’un rüzgarına masum bir aşk ile kapılır. Ruth ile yaptığı sohbetle ondan ödünç aldığı kitap dünya görüşünü değiştirmeye başlamakla kalmaz, yeni bir tutkuya açılan bir kapı, aydınlatan bir ışık olacaktır. Genç kızdan aldığı kitap ilgisini çeker ve edebiyat dünyası ile tanışması burjuva sınıfının aldatıcı ışıltısına kapılmasına sebep olur.“Varlığını sezdiği ve peşinden koştuğu, ama tutamadığı şey, şiirin zapt edilemez ruhuydu. Sıcacık bir parlaklıktı ona göre, peşinden koşturan ama hep erişebileceği noktanın ötesinde kalan ılık bir buğuydu; bazen küçük iplikçiklerinin ucunu yakalamakla ödüllendiriliyor.” (sf. 107) Edebiyatın ilgisini çekmesiyle kütüphaneye gitmeye ve Ruth’dan kitap ödünç almaya başlayan Martin önce alkolü bırakır. Sonrasında da sınıfını ve benliğini ifade eden özelliklerini terk etmeye
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnceleme
Puan vermedi·261 syf.··
2023 63. kitabı
Kitap Analizi: Sineklerin Tanrısı Nobel edebiyat ödüllü İngiliz yazar William Golding’in ünlü romanı Sineklerin Tanrısı, bir grup öğrencinin atom savaşı sırasında vurulan uçaklarının ıssız bir adaya düşmesinden sonra yaşadıklarını anlatıyor. Yetişkinlerin olmadığı bir hayat önceleri çocuklar için çok eğlenceliydi. Fakat zaman ilerledikçe rekabet ve korku yüzünden demokratik düzenlerinden ayrılıp ilkel düzene geçtiler. Kitabın ana temasını oluşturan “ilkel” ve “uygar” kavramları arasındaki çatışma, aslında küçük-büyük bütün insanların doğuştan itibaren içinde bulundukları çatışmayı gösteriyor. İnsanlarda (ister büyük ister küçük olsun) hem iyi hem kötü içgüdüler bulunur. Bu içgüdülerden hangisinin baskın geleceği ise, gelişim dönemlerindeki sosyal referansına bağlıdır. Çocuk ve ergenler neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt edemezler. Anne-baba, eğitim kurumları veya model olabilecek diğer kişi ve kurumlar çocuğu olumlu yönde etkilemeye, iyi olan içgüdülerini geliştirip, kötü olan içgüdülerini engellemeye çalışırlar. Sineklerin Tanrısı’nda çocuklar kötü duygularından tamamen arındırılmamış ancak bazı yasaklarla sınırlandırılmışlardır. Ve yasakların, büyüklerin olmadığı ortamda da kötüye yönelen duygular, uygarlığın koyduğu sınırlara aldırmadan vahşice ortaya çıkmıştır. Sineklerin Tanrısı, öyküye konu olan çocukların ilk öldürdükleri domuzun başını mızrağa geçirerek yaptıkları ve adanın sineklerince rahat bırakılmayan bir totemdir. Bu kitabın kahramanlarından olan Simon’la konuşan bu totem, ona; canavardan korkuyorsunuz ve onu hep adanın içinde aradınız ama o aslında sizin içinizde diyerek iyi ve kötünün aslında insanın kendi içindeki çatışmaları olduğunu anlatmıştır. Freud kişiliği; id, ego ve süper-ego’dan oluşan ve birbiriyle etkileşim içinde olan bir sistem olarak
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
1984 İncelemesi
Puan vermedi·352 syf.··
2023 19. kitabı
George Orwell – 1984 Bugün; hepimizin bir yerlerden illaki duyduğu, en azından Instagram hikayelerinden gözümüze ilişmiş, günümüzde oldukça popüler bir eser olan George Orwell’ın 1984 romanı hakkında bir şeyler karalamak istedim. Yaptığım gözlemler neticesinde, insaların kafasında “popüler olan bayağıdır.” gibi gerçekdışı bir önyargı olduğunun farkına vardım. Bu düşünce yapısı oldukça yanlış. Zaten 1984 romanı da düşmüş olduğumuz bu saçma yanılgıyı kanıtlar nitelikte bir eser. Çağımızın insanları; ne kadar da internetin, dolayısı ile sosyal medyanın getirmiş olduğu bir hareketle, kitap okumayı sadece gösteriş yapmak için bir fiil haline getirmiş olsa da bu durum kitapların niteliğini değil, o insanın niteliğini gözler önüne serer. Konumuzdan her ne kadar da biraz sapmış olsak da, sonunda uzun süredir değinmek istediğim bir durum hakkında kısa da olsa konuşabilmenin verdiği rahatlık içersinde olduğumu söylemek istiyorum. Her neyse konumuza dönelim artık! Tıpkı George Orwell gibi “distopya” dendiği zaman akla gelen bir numaralı isimlerden olan Aldous Huxley’in cesur yeni dünya isimli kitabında karşılaştığım bir sözü sizlerle paylaşmak istiyorum. “Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek.” Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley / Sayfa 42 Bence bu alıntı, 1984’ün geçmiş olduğu o dünya’nın çok güzel bir özeti. Üstelik daha geniş bir perspektif etrafında düşündüğümüz zaman; geçmişin, günümüzün, hatta tüm insanlık tarihinin bir bakıma kısa bir yansıması. Bütün insanların doğasında adapte olabilme yetisi mevcut. Bu özellik zor şartlarda hayatta kalabilmemizi, belki de akıl sağlımızı koruyabilmemizi sağlıyor. Ne kadar kötü bir vaziyetin içerisinde kalırsak
Edebiyat
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma