“Tanrı bir de baktı ki bütün harcı tükenmiş, kadını nasıl yaratsın… Ayın yuvarlaklığını, sarmaşığın kıvrılışını, asma filizlerin yapışkanlığını, çimenlerin titreyişini, sazların bükülüşünü, çiçeklerin kadifesini, yaprakların hafifliğini, fil hortumunun zarif biçimini, ceylanın bakışını, peteğin hendesesini, gün ışığının neşesini, bulutların gözyaşlarını, rüzgarın kaprisini, tavşanın ürkekliğini, tavusun kibrini, papağanın göğsündeki yumuşaklığı, elmasın sertliğini, balın tatlılığını, kaplanın zalimliğini, ateşin yakıcılığını, karın serinliğini, ala karganın gevezeliğini, kumrunun ötüşünü, turnanın riyakarlığını, Şakravaka’nın sadakatini biraraya getirerek kadını yaratmış ve onu erkeğe sunmuş.”