Sırp ordusunun saldırısı altındaki saraybosna'da, arkadaşları uzun süre haber alamazlar şairden. Sonunda, keskin bir nişancının tüfeğinden çıkan mermiyle öldürülmeyi göze alarak şairin evine ulaşırlar. Kapıyı açan olmayınca kırmaya karar verirler. İçeri girdiklerinde, yakacak ve pencerede cam olmadığından buzhaneye dönen salonun ortasında, şairin bir iskemleye oturmuş haldeki donmuş bedeniyle karşılaşırlar. Küller vardır çıplak ayaklarının yanıbaşında. Soğuk dayanılmaz olunca ayakkabılarını yaktığı anlaşılır şairin. Sonra, herkesin gözü, raflarında bir tek kitabın bile eksilmediği kütüphaneye yönelir!..