Tolstoy'u ya anlamıyorlar ya da anlaşılmasını istemiyorlar. Onun dehasına ulaşamayanların, onu küçümseme çabaları bile Tolstoy'un hakikaten zirvede olduğunu gösteriyor. Tolstoy'u anlamak Hıristiyanlığı sorgulamak demek. Bunu kim ister!? Hiç kimse! Tolstoy'u anlamak Hz. İsa'nın (aleyhisselâm) yolunu arama çabası demek; hayatın anlamını aramak demek, insanı yüceltmek ve özgürleştirmek demek. Bunu ise hiç mi hiç istemezler. Fakat, onun yüksek sanatı aşılmaz engel olarak önlerinde dağ gibi dikilir durur. Dolayısıyla, sosyalistler kendi zihniyetleri içinde bir Tolstoy profili inşa etmek isterler. Komunistler yine aynı şekilde. Ve diğerleri... Hepsi aynı şekilde. Derin psikoloji arayanlar bile, nedense, Tolstoy eserlerinde psikolojinin edebi estetikle (bediyyat/bedii edebiyat) nasıl ustaca harmanlandığını görmezler. Akrabam olsaydı biraz daha övmek isterdim. Bir Rus yazarı işte.
Tolstoy'dan ne okuduysam hep hayranlığımla baş başa kaldım. Onu anladığımı düşünüyorum. Belki de sahiplenmem bundandır.
Sizlere söylüyorum, nasıl olur da aynı karından dünyaya gelmiş iki kardeş birbirine düşman kesilir? Ferapont İlyiç! Anna İlyinişna! Biraz aklınızı başınıza toplayın...
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / I. Basım, Ocak 2016, İstanbul
“Dünyanın birinci gücü altınsa, ikincisi de basındır. Bütün ülkelerde yayımlanan bütün gazetelerin yönetimine bizimkilerin gelmesi şarttır. Basının mutlak hâkimi olduğumuzda onur, erdem, namus konusunda kamu görüşünü değiştirebilir, aile içindeki eğitimi ele geçirebiliriz. Çabamızı günün gereksinimlerine göre ayarlamalı, emekçi sınıfını denetim altında tutmalı, kışkırtıcılarımızı toplumsal hareketlere sokmalı ve işaret verdiğimizde eyleme dahil etmeli, işçiyi barikatlara, devrimlere doğru itmeliyiz; işte bütün bu felaketler bizi yegâne hedefimize yaklaştıracaktır: ilk atamız İbrahim’e vaat edildiği üzere yeryüzüne egemen olmak. İşte kudretimiz o zaman devasa bir ağaç gibi gelişecek, dalları zenginlik, keyif, mutluluk, güç meyveleriyle yüklenecek, İsrail halkının yüzyıllar boyunca tek kaderi olmuş olan korkunç koşulların karşılığını almış olacağız.”