“Burada bana uygun hiçbir şey olmadığı ama yine de her şeyin benim bir parçam olduğu duygusu vardı içimde, dahil olmamanın ve ilgisizliğin beraberinde getirdiği bu son derece derin ve hakiki yaşantının yol açtığı, kendi özümün canlı kaynaklarına ait ve bilinmezlik içinde her zaman bir haz gibi içimi saran büyük bahtiyarlık duygusu.”
“Büyük kentin çukur bir bölgesinde bir yerlere saklanmak zorundadır onlar, pırıl pırıl camları ve seçkin insanlarıyla aydınlık evlerin bin bir maskeyle gizlediklerini sırnaşık bir pervasızlıkla söyleyen bu küçük ara sokaklar.”
“Çocuklarınız gerçekte sizin çocuklarınız değil,
Hayat’ın kendini sürdürmeye karşı duyduğu arzunun kızları ve oğullarıdır onlar.
Sizin aracılığınızla gelirler dünyaya ama sizden gelmezden.
Sizin yanınızdadırlar ama size ait değillerdir.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi, asla.
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.”
“Servetinizden verdiklerinizin pek hükmü yoktur,
Ancak kendinizden verdiğinizde bir şey vermiş olursunuz.
Nedir ki sahip olduklarınız, günün birinde ihtiyaç olur korkusuyla tuttuklarınızdan başka?”