“İnsan diğer canlılardan farklı olarak belleğindeki anıları yeniden ve yeniden sorgulayabiliyor, farklı bağlantılarla yeni anlamlar yükleyebiliyor,”.. Onları yeniden yorumlayabiliyor, eskisinden farklı anlamlar yükleyebiliyor. Hikmetli bir yoruma tabi tutulan hatıralar artık kıymık gibi insanın hafızasını rahatsız etmiyor. İnsanın kendini değiştirmesinin yolu da budur; zihnindeki imgelerin anlamını değiştirmek.
Gökteki ay ortalığa gümüşi bir aydınlık saçıyordu ama bu aydınlık insanların kalbine dek ulaşamıyordu. Ya da ona öyle geliyordu. Ya da sadece onun kalbine ulaşamıyordu... Ayın ışığını kalbimize almayan bizleriz belki de.
Duyulan, görülen, tadılan, dokunulan tek şey yalnızlıktı. Sadece insanların cürret edebileceği türden bir yalnızlık. Her şey soğuğun görünmez örtüsünün altında derin bir uykudaydı. Hayat ıssızlık kuyusunun kör karanlığında asılı, öylece duruyordu.