Bırak o faydasız ahlakçıları, arkadaş! Kendi ruhunun derinlerine dön: orasıdır bizleri sevgi ve yüce erdemlerle alevlendiren kutsal ateşin kaynağını yeniden bulacağın yer; orasıdır gerçek güzelliğin ölümsüz şeklini göreceğin yer, bizlere kutsal bir heves ilham eden derin düşünceler.
... herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yaparlardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi ya da kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşer, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi.
... sahip olduğumuz sürece hayatın en büyük üç saadetini, yani sağlık, gençlik ve özgürlüğü fark etmeyiz, ne zaman ki kaybederiz ancak o zaman ayırdına varırız onların çünkü onlar da (bir şeyin bizatihi varlığı değil) yokluk halidir.