Edebitiyatral Hatıralar

Edebitiyatral Hatıralar
@Fevziteoman
ARŞİV
Küçük Sahne Tiyatrosu ve emektarları...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben bu kadar edebiyatına, geçmişine, şairine, şiirine sahip çıkmayan, sahipsiz bir ülke görmedim ya!
Sayfa 223
"Koskoca Cahit öldüğünde kimse yoktu."
- Siyami Ersek. Cahit'ten beş kuruş para almadı, onun eşi de kanserdi, onun kanserliler derneğine sunuculuk yapımıştım daha önce, öyle bedava baktılar... Ama kurtulamadı. Cahit'i ben taşıdım, üstelik şöyle bir şey daha oldu, omuzlarımda aşağı kadar indirdim, sonra camiye geldik, bir subay ölmüştü. Cemaati yoktu Cahit'in, üç-dört kişi vardık. Subayın biri geldi, önde top arabası, arkada Cahit, büyüklere yakışır bir merasimle gömüldü. Bandoyla, top arabasında gitti Cahit. Şanına yakışır şekilde. Bir yerde layık oldukları değeri buluyor ve görüyorlar, öldüklerinde bile. - Cahit Irgat memnun olur muydu askerlerle uğurlanmaya? - Çok memnun olurdu, çünkü hep şikayetçiydi rejimden. O zamanlar orduya demokrat gözüyle bakılıyordu. - Ama herhalde o bu kadar sıcak bakmıyordu? - Katiyen bakmıyordu. Yalnız, hiç kimse Cahit'e bu kadar değer vermedi, ordu verdi. Demek ki onun sanatına saygı duyan orduydu. Koskoca Cahit öldüğünde kimse yoktu. - Kimin cenazesiydi rastladığınız? - Bir yüzbaşı mı, albay mı ölmüştü... Ama yani bu değer çok önemliydi benim için. Ben gördüm, Cahit görmedi ama. Bando çalması müthiş hoşuma gittiydi benim. Yaşa be baba dedim, sonunda güzel gidiyorsun. Çünkü Cahit herkesle kavgalıydı, agresifti, kavga ederdi. İki Kalas Bir Heves, s.172
- Hayatınızdaki asıl Hızır da Güneş Hanım galiba? - Evet Güneş (dalıp gülümsüyor). Benim Hızır'ım... Gerçekten benim parasızlığıma katlanması, gık dememesi, niye paramız yok dememesi... Hiçbir zaman hiçbir şeyi bana hissettirmedi, yine soframız sofra oldu, yine benim içkim içki oldu, dostlarım dost oldu. Soframızda çocukların arkadaşları, benim arkadaşlarım hiç eksik olmadı. Ben kalabalık sofrayı, muhabbetli yemek yemeyi seviyorum. Çünkü her şeyden her telden konuşulabiliyor. Ayrıca sokağa çıkmayı değil de evde yemeyi seviyorum. Bu sofra adabını da Güneş çıkardı. Kız Sanat Okulu'ndan mezun olduğu için çok güzel yemekler yapıyordu, elinden her iş geliyordu. Evde yemek olarak, dekor olarak, kostüm olarak bir Hızır vardı her zaman... En parasız günlerimizde bile üç-dört çeşit yemek olur, öyle bir tek kuru fasulye pişmeyle olmuyor. Eski Ramazan sofraları gibi her çeşit yemek vardır, herkese hitap eden yemekler bulunur bizde. Ben de alıştım, birkaç çeşit olmazsa oturmam. Bir çeşit varsa yemek yok demektir evde. Tabii tiyatroda da az bir maaş aldığım için nasıl oluyordu bu yemekler, nasıl kotarıyordu aşçılığı, mutfağı bilmem, o onun marifetiydi. Hiç de yok demezdi. İki Kalas Bir Heves, s.247
- Ferhan Şensoy'un tek kişilik oyunları gibi mi? - Tabii o da bir meddah. Ferhan en güzelleri, en çağdaş meddah! Tek başına çıkıyor takır takır oynuyor her şeyi, mükemmel. Bin temsildir veriyor. Çoğu biraz buna kaçıyor ama türü ve tekniği meddah tekniği, adı ne olursa olsun. "Ben one man show yapıyorum!" One man show ne? Bir kişilik gösteri. "Ben stand-up yapıyorum!" Nedir? "Geçiyordum uğradım da bak komiklik yapıyorum!" Bunların hepsi, bu gelip bizim adına "eski" dediğimiz tek kişilik gösteriye geliyor. Meddah da tek kişilik gösteri.
Sayfa 306