Edebitiyatral Hatıralar

Edebitiyatral Hatıralar
@Fevziteoman
ARŞİV
Papaz Kaçtı oyununda Haldun Dormen ve Erol Günaydın.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rezalet bir filmdir. İzlemeden biliyorum. Ferhan Şensoy'un film hakkındaki soyledikleri yeterli kılmıştı.
Aile evinde kaldığım zamanlar. 30 yaş henüz uzakta bir ihtimal. Ev telefonu çaldı sabahın köründe; açtım, Can Baba. "Atla gel hemen," dedi - kapattı. Belli ki Güler Abla yine kızıp çekmiş gitmiş, Can Baba da alkole aban­ mış. Canı sıkkın, muhabbete adam arıyor. Kuzguncuk'a vardığımda konuşmamızın üzerinden bir saat bile geçmemişti. Eh, Beşiktaş'tan Üsküdar'a bir motor, oradan da bir otobüs. Üzerimde babamdan aşırıl­ mış bir paket Samsun sigarası var, bir de dönüş parası. Can çağırdığına göre rakı zaten musluktan akıyordur. Güler Abla yokken üstatla ilgilenen, yemek pişiren, ona yarenlik yapan Balıkçı Gümüş de ortalıkta görün­müyor. Girişte hep oturduğu masada Can Yücel. Masa hep ıslak. Bardaklar mı devriliyor, dolaptan çıkartılan şişe mi terliyor - anlaşılamıyor. Masaya saçılmış sigaraların da çoğu ıslak. Genel bir ıslaklık hakim kısaca. Can Baba, hız sınırını çoktan aşmış, o nedenle konuştuklarından hiçbir şey anlaşılmamakta. İri cüssesini dik tutmakta zorlanı­yor, arada bir öne doğru düşeyazıyor. "İç," dedi bana. İçmek, ortamdaki kasveti seyreltecek gibi. Bir-iki kadehten sonra tehlikeli cümleyi de kuruverdi: -"Şiir oku." Her zaman yanımda taşıdığım çantamı, Rüstem'i aç­tım; üç-beş şiirimi çıkardım içinden. En afili olduğunu dü­ şündüğümü okwnaya başladım - şairanelik yapılan, ağda­lı bir mısra ile meseleye girişen cinsinden. -"Kes," dedi Can Baba. "Başka oku." Telaşla diğerine geçtim - bunu beğenir herhalde. -"Kes," dedi Can Baba. "Başka, başka.." Okumama izin vermiyor çünkü hangisini seslendir­ meye girişsem birkaç kelimeden sonra durduruyor beni. Ne istediğini, nasıl bir şiir beklediğini anlamaya çalışıyo­rum panik halinde. Mevcut şiirler de tükenmek üzere. Hatta bitti bile. Sonunda boş bir sayfa geçti elime; üzerinde hiçbir şey yazmıyor. Onun görmesini önleyerek
Hiç unutmam; 7 Şubat 1985 gecesi "Hayrola karyola" adlı oyunu oynuyorduk. Salonda 400 kişi var ve bayılana kadar güldüler. Belki de o gece şimdiye kadar oynadığım en iyi oyunu oynamıştım. Seyirci ayakta alkışlamıştı. Oysa bir tek ben ve oyuncu arkadaşlarım biliyordu annemin öldüğünü. Eee, komiklik zor ve ciddi bir iştir!.. Atış Serbest, s.94
:D
Günseli Kato tam bu açıklamaları yaparken sevgili abim boş bulunup 'performans'ları hakkında bilgi almaya yönelik bir soru sordu. Günseli açıklamaya başladı: "Performans, Türkiye için çok yeni bir kavram. Performans sanatçısı olarak Türkiye'de kimseyi tanımıyorum. Örneğin 'Ahenk, Cenk ve Beden' iki senelik bir çalışmanın ürünü. Konsept, Osmanlı ve Doğu sentezi ile erkek egemen kültür üzerine kurulu. Doğuda ve Osmanlı'da erkli bir kültür var. Bu etkinlikte 'ahenk' uygunluk, eğlence ve isteği... 'Cenk' heterojen ortamdaki karşıtlıkları ve gerilimleri... 'Beden' ise, modernizmin tanımladığı kusursuz kadın gövdesinin ve postmodernizmin özgürleşmiş kadın gövdesinin devinimini tamamlıyor..." Sevgili abim, o andan itibaren boş bakmaya başladı... Ama Günseli sürdürdü. "...Osmanlı ve Japon kültürleri için düşündüklerini içeren bir kurguda gelenek ve modernizmin çatışması uyumu içinde bedenin geçirdiği ve onu örten giysilerin yarattığı değişimlerin bir dökümünü yapıyorum..." Sevgili abimin gözüne kan oturmuştu, gözleri denizin dibine doğru dalarken dudaklarından belli belirsiz kelimeler dökülmeye başladı... Günseli Kato önümüzdeki günlerde Amerika'da bir performans sergileyeceğini ve onun için çalıştığını vurguladı. Amerika'da yapacağı performansın detaylarını anlattığında sevgili abim dinlediklerinin ve 32 derecenin etkisiyle bana dönüp: "Vay anasını, Jardel beş attı..." dedi. Günseli Kato'ya Amerika'da gerçekleştireceği performans için başarılar dilerken bir yandan da abimin tedavisi için uğraşıyorum. Çünkü o günkü yoğun sanat ortamından bu yana zaman zaman boşluğa bakarak: "Vay anasını, Jardel beş attı..." diyor. Doktorların teşhisi: Aşırı dozda sanat yüklemesinden doğan "Kültür Karmaşası Sendromu". Atış Serbest, s.138