FEY

FEY
Hayata nasıl mı bakıyorum… İçime ve duvarlara bakmaktan fırsatım olmuyor. (Paylaştığım hiçbir şey beğenilsin diye değildir.)
Ah, yeterince anlayabilseydin beni! Ne bir ayinden arta kalan duygu kırıntısı ne de bir şehrâyinden sızan aldatıcı ışıktır sevgim!
Sayfa 181·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bazen bir yağmur damlasının, bir çiçek yaprağının, bir rüzgâr perisinin bakışlarında buldum o mağrur, dimdik ve tavizsiz tavrını. Sesin bazen ıssız bir köşede yankılandı defalarca; yılmadan ve dikkatle dinledim seni. Fevkaladeydin!
Sayfa 181·Kitabı okudu
Nerdesin şimdi? Hangi tomurcukta, hangi iklimde ve mekânda? Bugün de mi dünde misin? Hayalde mi düşte misin? Dağlara bakıp seni hatırlıyorum, yollara bakıp seni... Dünyamı menekşe renginle bürüyüp kayıplara karışmasaydın, dağlar bana acıyarak bakmayacak, yollar gözümün yaşını silmeyecekti. Sana bir yabancı gibi uzaktan seslenmek yerine, yüreğimde ağırlayacaktım seni. Ah, bir kaldırabilseydim simsiyah perdeleri! Yolları yumak yumak sarabilseydim avuçlarımda... Dağları devirebilseydim! Hepsinden daha da önemlisi, çıkarabilseydim sırtımdan hicran gömleğini. Vuslatı yudumlayabilseydim! Ah, ah!
Sayfa 180 - 181·Kitabı okudu
Bir masal mıydın kuşların geceleyin ruhuma anlattığı? Bir efsane miydin çağların ötesinden kopup gelen? Yoksa bulutların kulağıma fısıldadığı bir nağme miydin?
Sayfa 180·Kitabı okudu
Bir şiir miydin? İçimi doldurdun gizemli mısralarınla, intizârınla. Şimdi her mısra, boşluğa asılıp kaldı yapayalnız.
Sayfa 180·Kitabı okudu