FEY

FEY
Hayata nasıl mı bakıyorum… İçime ve duvarlara bakmaktan fırsatım olmuyor. (Paylaştığım hiçbir şey beğenilsin diye değildir.)
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 00:00
Kutlu Üstad ortaya bu sefer sanki hikâyeyle deneme karışımı bir eser koymuş gibi düşünüyorum. Edebiyatı bilen, hikâyeciliği bilen daha iyi bilir elbet. Benim alanım değil ancak bu şekilde bir yapıt ortaya koyulmuş şeklinde algıladım ve bu algım beraberinde bazı rahatsızlıklar doğurdu. Hani bazı dizilerde denk geliriz, bazı oyuncuların rol durumlarını şu şekilde ifade ederiz: “Bu karakter ön planda gibiydi ama şimdi ortada yok. Nereye kayboldu, niye daha göremiyoruz? Madem rolü bu kadar olacaktı o zaman niye alındı ve neden hâlâ dizide yer alıyor?” Ben biraz bunu hissettim bu hikâyede. Sadece karakter bazlı da değil, hani bu kadar mıydı? “Filmin sonu geldi, şaka gibi, daha devamı yok muydu, burda final mi olur?” dedirtti adeta bana. Elbette ruhûma iyi geliyor böyle kitaplar, gönlümü açıyor adeta. Ama başka hikâyelerini okumasam bu denli de rahatsızlık veren yanı da olmazdı kanımca.
Ezanı BeklerkenMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2025533 okunma
Reklam
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Yeni seneye bu kitabı okuyarak girmek gibi bir planım yoktu. Zaten hiçbir kitabı bir liste üzerinde sıraya koyarak, bir program yapmak suretiyle okumadım şu âna dek. Hepsinin ayrı bir kaderi olduğunu düşünürüm hep. Dolayısıyla bu kitap da kendi kaderini yaşadı benimle birlikte. Kitaplığıma göz attım ve "Artık seni okuyacağım" diyerek aldım. Erol Olçok'u ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'u o karanlık gecenin ardından duymuştum. Yıllar geçti ve şimdi kitabını okuyarak daha yakından kendilerini tanımak istedim. Yine şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu için hazırlanan bir çalışma olarak, Ege'de Bir YiğitEge'de Bir Yiğit kitabını da bu şekilde almıştım elime. Onu da yine daha yakından tanımak istemiştim. Uzunca bir süre, birkaç mektup okuyup içerisinden, gözyaşlarımla yoğrulan acıyla yorulup masama koymakla, zorla bitirebilmiştim. Erol Olçok kitabında niçin böyle bir durum yaşamadım, diye sordum kendime ve şu cevabı aldım kendimden: "Hayata hep olumlu yandan bakan, insanlara kendini hep dostça sevdirmiş, onların her daim yüzlerinin tebessüm hâlinde olmasını isteyen bir insanın ardından fazlaca gözyaşı dökemedim. Öyle bir imkân olsa, kendisi için yazılmış olan bu kitabı ağlayarak okuduğumu görüp kalkıp da yanıma gelse, muhakkak bana boş yere gözyaşı döktüğümü söylerdi. 'Bak biz sizler için canımızdan geçtik ama sizin de bir şeyler yapmanız gerekiyor, böyle boş boş oturmakla olmaz' babında kibârca uyaracağını hayâl ettim. En önemlisi de hiç kimsenin kendisine ithafen yazmış olduğu yazısında ağlamaklı bir hâl hissetmedim, bazı noktaları dışında. Genel itibarıyla hepsinde acıdan ve hüzünden ziyâde gurur vardı. "Kendisine yakışanı yaptı" ifadesinin verdiği bir rahatlık var gibi geliyor. O yüzden arada böyle bir fark oluştu iki kitap arasında yaşadığım duygular yönünden. Erol Olçok ile ilgili hakkında
15 Temmuz
Kahramanın Ardından Erol Olçok KitabıKolektif · Muhit Kitap · 20219 okunma
Hepimiz ölümcül bir düzene yakalandık. Kim yaşamak ister?
Puan vermedi·320 syf.··
2023 16. kitabı
2023 yılında okuduğum son kitap oldu. Kitaplarımı vaktince okuduğumu düşünerekten bu kitap için de “Keşke daha önce okusaydım” demedim. Aksine tam da vakti olduğunu düşünerek okuduğum bir kitap oldu. Çalınan Dikkat’i, şu âna değin okuduğum kitaplar arasında, farkındalık açısından en verimli, en faydalı, en çok “dikkat”e alınması gereken kitaplar arasında görüyorum. Beni en çok etkileyen mevzuu: teknolojik cihazlar ile olan irtibatımız, bu irtibatı kontrol edici ve bizi kendi hayâl ve maddî kazanç dünyalarına sosyal medya denilen insanların yaşam alanına daha yeni girmiş fakat gerçek dünyadaymış gibi gösterip bizi içerisine hapseden kirli bir düzenin dünyaya, bütün insanlara hükmedişi. Altı yaşlarımdayken evimizde ilk kez bilgisayar görüyordum. Hem de lcd monitörlü bir bilgisayarımız vardı henüz yaygın değilken ve yeni yeni çıkmaktayken. İlk zamanlar kullanım süresine yönelik âilem bir kısıtlama yapmamıştı. Fakat sokak ve sokaktakilerle ilişkim, dersler ile olan münâsebetim çok geri planda kalmaya başlayınca ve zarar gördüğü âşikâr olunca bilgisayarı kullanma konusunda artık bana engel olunma vakti gelmişti. Bunun üzerine babam bilgisayarımıza ilk kez şifre koymuştu ve babam evde yokken artık bilgisayara girebilmem imkânsız hâle gelmişti. Bilgisayara giremesem bile aklımın sürekli onda olduğunun farkındaydım. Bu çok normaldi benim için çünkü bana yasaklanmış olan bilgisayar benim odamdaydı. Gece yatarken onu görüyor, sabah kalktığımda onu görüyor, okuldan eve geldiğimde yine görüyordum. Tıpkı anahtarı üzerinde olup da ne yapsanız hareket ettirilemeyen bir araba gibiydi benim için. Sonraları fark ettim ki bu yasak sadece bana özgü değilmiş, çevremde başka (yaşça yakın olduğum) akrabalarıma da babamın iş arkadaşlarının çocuklarına da uygulanıyormuş bu kısıtlamalar.
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,2bin okunma
Hepimizin okuması elzem bir kitap.
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2022 13:33
'Yaşadığımız Günler' denildiğinde bugün yaşadığımız sıkıntılar ve sorunlar yanında olumlu olarak nitelendirdiğimiz şeyler, kısacası iyisiyle kötüsüyle, olumlu-olumsuz her hâliyle içerisinde bulunduğumuz hayat akla gelebilmektedir. Rasim Usta, evet, bugünü anlatmaktadır. Ancak kitabın ilk baskı yılının 1985 olması bizleri yanıltmamalı. Çünkü o günden bugüne hayatımız durağan geçmemiş olup aksine çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşamıştır ve bu değişim ve dönüşümler de kitaba dahil edilmiştir. "Dün dünde kalmıştır, bize bugün lâzım" mantığının da sağlıklı bir düşünme olmadığını; aksine dünle bugünün arasında bir set değil, bir köprü olduğu gerçeğini daima hatırda tutmak gerektiğini herhâlde söylemeye gerek yoktur. Öyle değil mi? "Yaşadığımız Günler", günümüzü anlatırken sadece bugünle sınırlı tutulmamıştır. Çünkü bugünü anlamak ihtiyacı bir başka ihtiyacı beraberinde getirmektedir: bugün olup bitenlerin kaynağına yönelmek üzere geçmişe yol alma ihtiyacı. Rasim Usta, bugünü anlamanın geçmişten bugüne seyrine bakmakla (tabiî sadece bu yolla değil) mümkün olabildiğini bize göstermektedir. Diğer bir ifadeyle daha çok bugünün hastalıkları üzerinde durmakta ve bugünkü hastalıkların kaynağını tarihi seyriyle gözler önüne sermeye çalışmaktadır. Zira hastalığın sebebini anlayabilirsek şifâsını arama ve bulma yolunu da aralamış oluruz. Bir şeyin yanlışlığını apaçık göstermek, bir bakıma aslında çözümün kapısını aralamak demektir. Kanımca Ustamızın yaptığı da budur; yani okuyucularına sıkıntıların kaynağını göstererek bir farkındalık sağlamaktır. Üstad, bugün çıkan problemlerin, marazların sebeplerini teker teker sıralamak yerine, size hastalığın kaynağı olan bir gözlüğü tanıtıyor. Adeta, eğer bu gözlükten bakmanın ne demek olduğunu anlarsanız, dünden bugüne yaşadığımız
Yaşadığımız GünlerRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2015321 okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2022 14:14
Bu kitabı okurken daha önce konuşulan konu veya ifadelerin tekrarlanmasını gördüğümde o ânlık 'bunları daha önce de okumuştum' fikri geçti içimden, lâkin bunu olumsuz anlamda düşünmedim. Sadüddin Hoca da bazen, tekrara düşüp aynı şeyleri mi anlatıp durdukları şüphesine kapıldığını söylüyor. Ona verilen yanıtlarla hemfikirdim. Böylesi insanların konuşmaları öylesine haz veriyor ki insana, neyi ne kadar konuştuğunun bir anlamı kalmıyor. Zaman zaman biz de kendi dostlarımızla, kardeşlerimizle sohbet ediyoruz, hocalarımızın bu sohbetlerindeki mevzuuları veya benzer konuları uzun uzun konuşuyoruz. Hatta belki daha üzerinden bir yıl geçmeden aynı konuları yeniden gündeme getirip konuşuyoruz, bunun farkında olduğumuz da oluyordur, olmadığımız da oluyordur. Böylesi sohbetleri yapabilmek, yapabileceğimiz insanların var olduğunu görebilmek ve dolayısıyla bunun hazzına varabilmek durumunda iken neyi kaç kez konuştuğumuzun bir anlamı kalmıyor. Kitabı okurken çok kez yanlarında olmayı, bazen bir iki çift kelâm edebilmeyi ne de çok istedim. Onlarla aynı ortamda bulunabilmeyi, aynı havayı soluyabilmeyi ne kadar çok istediğimi tarif edemem, e tarif edemediğim için de anlatamam. (: Ama buraya kadar hiç sıkılmadan okuyanlar muhakkak anlarlar bu duyguyu, bu isteği. Ben herkese bu iki gönül insanının buluşmalarına, sohbetlerine kulak vermeyi, gönül vermeyi, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine merdiven dayamayı tavsiye ediyorum. Ânlarımı ve dolayısıyla hayatımı şekillendiren, güzelleştiren bu iki gönül insanına çokça teşekkürler, Rabbim'e sonsuz teşekkürler.
Gönülden Gelen Bir Ses
Dem Bu Demdir Saat Bu SaatM. Kemal Sayar · Turkuvaz Kitap · 2022698 okunma
Reklam