Feyza Sezer Türköz

Feyza Sezer Türköz
@FeyzaSezerTurkoz
“ Herkesin sizden öyle ya da böyle yaşadığınız bir hayatı beklemesi, sizin o hayatı yaşamanızı gerektirmez. Sizden beklenen hayatı yaşadığınız sürece, gerçek bir şey yaratabilmeniz; imkansız olan budur. Her hayat kendisine özeldir, ve hayat da yaratılan bir şeydir. Hayatınızı yaratmanızla kendinizi yaratmanız ve bir şey yaratmanız, paraleldir. “
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Bir yerlerde dünyada şu anda yaşayan insanların sayısının şimdiye dek ölenlerin sayısını geçtiğini okuduğumu hatırlıyorum ve ne zaman ölenlerin sayısının yaşayanları geçeceğini merak ediyorum. Bakarsın bu konuda terazinin dengesini değiştirecek ağırlık ben olurum. Bir değişiklik yaratmak güzel olurdu. Durum böyleyse bugün ölü olmak yaşıyor olmaktan daha özel bir şey olmalı. Gerçekten de insanların öldükten sonra yaşarken olduğundan daha çok ilgi gördüklerinden kuşkulanıyorum.”
“Hayat başarısı, iyi bir performans sergilemek ve bizim için önceden belirlenmiş kriterlere göre başarılı sonuçlar almaktan ibarem değil. İyi hissetmek ve iyi bir hayat sürmek için önceden belirlenmiş başarı kriterlerini yerine getirmek şart değil. Üstelik “iyi” bir okul, o kadar iyi hissettirmeyebilir. “İyi” bir akademik yaşam, o kadar iyi hissettirmeyebilir. “İyi” bir iş, o kadar iyi hissettirmeyebilir. Zaten iyi hissetmenin ön koşulu da bir şeylerde başarılı olmak değildir. Hayat başarısı bir bütündür ve içinde bulunduğumuz durumda ne kadar iyi hissettiğimizle ilgilidir. Bu yüzden bakış açımızı değiştirebilmek için yıllardır zihnimize çiviyle kazınmış klasik ve belli standartlara dayanan başarı tanımını değiştirmek gerekir. Başarı, başkalarıyla girilen bir yarış değildir. Başarı, iyi bir performans sergilemek değildir. Başarı, ödüller kazanmak değildir. Başarıyı bu şekilde tanımlamak, bizi sabitlenmiş düşünce tarzına sıkıştırır ve ileriye doğru yol almamızı engeller.”
“Başımıza gelmiş ve kaçınılmaz olan acılardan sonraki yaşamımızda söz sahibi olursak anlamı bulabiliriz. Kendimizi avunmaya ya da ehlileşmeye değil, önümüzdeki yaşamı şekillendirmeye adarsak bir zamanlar girdiğimiz hücrelerden çıkabiliriz. Cezalandırılmış gibi hissetmez, yaşamın iplerini elimize aldığımıza inanırız. İçimizdeki sancılara rağmen nefes alabiliriz. Yakamozun unuttuğu bir kayalık olmak sertliğimizden bir şey kaybettirmez. Kanattan kopmuş bir tüy olmak yumuşaklığımızı yitirmemize sebep olmaz. Ne istiyorsak o olmak yolunda artık bir erişkin olma özgürlüğünü ve sorumluluğunu hissedersek dış dünya bizi ürkütmez. Ama önce kendi içimizde bir barış imzalamak zorundayız.”
“Belki kitaplar bizi mağaradan biraz çıkarabilir. Belki hep aynı, lanet olası, çılgınca hataları yapmaktan alıkoyabilirler bizi! Oturma odandaki o geri zekalı piçlerin bundan bahsettiğini duymuyorum. Tanrım, anlamıyor musun Millie? Bu kitapları günde bir iki saat okursak belki…”