Saat artık ikimiz için de altıyı on geçiyordu.
Bir aşkın, bir ölümün, bir merakın, bir hüznün, bir ömrün arasında dolaşıyordu akreple yelkovan. Serçeler yemek bulamamanın teleşıyla daha sert kanat çırpıyordu sokak aralarında.
Henüz sönmemiş bir közü karıştırırken avuçlarımız, gözlerimiz yanıyordu.
Kaçacak bir yerimizde yoktu üstelik
Bir yağmura tutulmuş, sırılsıklam olmuştuk.
Mahallede aşağılanıp, horlanan çelimsiz çocuklar gibiyim.
Oyunlara ancak adam eksik olduğunda kabul edilen beceriksiz çocuklar gibi.
Hayata katılmakta güçlük çekiyorum.
Benim mevsimim sonbahar.
Sokakların tenhalaşmaya başladığı vakitler.
Tek kişilik oyunların ustasıyım ben.
Tek kişilik özlemler, tek kişilik acılar ustasıyım.
Ben yağmuru arıyorum
Ben yağmuru arıyorum
Ben yağmuru arıyorum
Ben seni arıyorum.