Gitmeyi başaranlar inandırıcı insanlardır benim gözümde.
İnsan bir kez gidebilmeyi başardıysa söylediklerini de başarabilme gücüne erimiş demektir.
Gitmek hayatın bütün tehditkar ve şımarık yüzlerine kafa tutabilmektir bir bakıma.
Gidebilmek, hiçbir şeyi umursamadan, kendi masalında anlatılan yolları adımlayabilmektir. Ben de masalıma doğru adım attım.
Başlangıçta masalsız cümlelerle başladıysa da sonradan bir kabusun içinde delice yürüdüğümü fark ettim. Bir masalın kabusa bu kadar yakın olabileceği hiç aklıma gelmezdi.
Çetin geçen bir kış mevsiminin ardından bir daha hayata dönememiş bitkiler gibi hissediyorum kendimi. Karların altında, son yaşam kırıntılarını da tüketip, toprağın müsekkin koynunda yalnızlığımı yaşıyorum. Etrafındaki herkesi kırıp döken bir salgın gibiydi sözlerim, kimsenin duymaktan hoşnut olmadığı...
Bazen öyle sanıyor ki insan, eskisi gibi olabilir her şey...
Olmaz halbuki.
Olmaz.
Tüketip de geçtiğimiz onca şey eskisi gibi olamaz.
Ben sadece denemek istedim.
Farkındayım olmayacağının.
Ben hala gözlerini bıraktığım yerde arıyorum.
Yaşlı kadının bir daha üzerine olmayacak parlak kırmızı kumaştan yapılmış elbisesi gibi bakıyorum güzel günlere.
Gözümün önünde ve fakat artık uzak.
Özlemek biraz da böyle bir şey.
Ama öğrendim ki, ölüm gelip almadıysa insanı, uzaklar yakınlaşabiliyor.
İnsan bir anda karşısında buluveriyor en umulmadık yüzleri.