Kitaba ismini veren Ay Işığı Sokağı adlı hikâye, genç bir adamın Almanya’ya giderken geminin limana geç gelmesi sonucu Fransa’da bir gece konaklamak zorunda kalması ile tanıklık ettiği bir olayı anlatıyor. Fransa’da kalması sonucu hemen bir otele yerleşen adam gezinmek amaçlı sokaklarda yürümeye başlıyor. Bu sırada Almanca bir beste duyuyor sokak arasında. Kendi dilinden bir şeyler duymanın verdiği mutluluk ile sese doğru yöneliyor. Sesin geldiği yöne giriyor ve orada üç kadın karşılıyor onu. Kadınlardan bir tanesi adamla ilgilenmek için yanına geliyor ve daha sonra içeri bitkin hali vakti yerinde olmayan bir adam giriyor. İşte hikâye tamda burada başlar. Adamın yanında ki kadın, sonradan içeri giren adama o kadar kötü davranır ki başkarakter buna anlam veremez. Peki, bu bitkin adam kimdir? Bu kadının adamla derdi nedir? Gibi içimizden geçen sorulara bu ince ve akıcı kitapta hemen yanıt buluyoruz.
Tam bir Stefan Zweıg hayranı olup, nerede bir kitabını görsem içimde okuma isteği belirir. Bu kitap diğer okuduğum eserlerinden farklı olsa da ben yine yazım diline hayran kaldım.(Çok karamsar bir kitap olduğunu bilmekle birlikte.)Birkaç hikâyenin sonunda intihar gibi üzücü bir olayın son olması beni derinden üzdü. Fakat yazarında eşi ile birlikte intihar ederek hayatına son vermesi bu hikâyeler ile hayatında bir bağ var mı diye de düşündürdü.