Yazar, bu kitabı “nasıl mükemmel anne olunur?” iddiasıyla değil; kendi eksikliği, arayışı ve sancısı içinden yazdığını hissettiriyor.
Bu yönüyle kitap: yukarıdan konuşan bir rehber değil, aynı yolda yürüyen bir anne tanıklığıdır.
Annelik, burada bir makam değil; hesabı olan bir sorumluluk olarak sunuluyor.
Tahlil için durup düşünelim:
Bu kitabı okurken biz: çözüm mü arıyoruz,
yoksa kendimizle yüzleşmeye mi niyetliyiz?
Yazarın yöntemi şudur:
psikoloji + pedagojiyi
iman, kul olma ve ahiret bilinciyle birlikte ele almak.
Burada anne: sadece çocuğun davranışına değil,
kendi kalbine, niyetine ve Rabb’iyle ilişkisine bakmaya çağrılıyor.
Bu da bize şunu söylüyor: Çocuk eğitimi, kalpten bağımsız bir alan değildir.
(?) Biz bugüne kadar çocuk eğitimini daha çok:
teknik bir mesele mi, yoksa kulluğumuzun bir parçası mı gördük?
“Bir Anne Bir Kul” : Bu başlık kitabın omurgasıdır.
Anne, önce:
pedagog,
öğretmen,
rehber
değil; önce Allah’ın kuludur.
Anne olunca: kulluk askıya alınmaz, aksine daha ağır bir imtihana dönüşür.
Yazar burada şunu çok net söyler:
“Annelik, Allah ile ilişkimizi erteleyebileceğimiz bir hâl değildir.”