“Kendi kendime böyle uzun ömürlü, yaşlı bir kadın olmak için kırk yaşına kadar yaşayıp yaşamayacağımı soruyordum. Kendi kendime, sana uzak, diyordum, benim yaşamım bir mumun titreyen alevi gibi olacaktı, yalnızca kendi aydınlattığı yuvarlak ışığının içinde, çevresi kapkaranlık, söndüğünü görecek kimse olmayacak, kendi kendine sönecek. İşte senden önceki hayatım..”
“İstiyordun ki senin yanı başında olayım, beni takdim etmiştin: hizmetçim, karım. Ben “daha değil” diye düşündüm, bu senin iyiliğindi. Çok erken, insanlar daha bana alışmadılar; ben de alışmadım, ne kendime ne de onlara. Ve Geertje Dircx hala orada burada konuşup duruyordu; hizmetçisi, orospusu, diye..”
“..fakirlerin her zaman para harcamayı ve zenginlerin uzun zamandır sahip olduklarını satın almayı sevdiklerini de bilirler. Demek ki bir zengin ancak para harcamayınca zengin olunacagını bilir. Sanatçıya durmadan bir zenginin ve sonradan zengin olmuş bir fakirin arasındaki farkı hatırlatmak, özellikle onu zor durumda bırakmak bekletme ve istetme ihtiyacıyla, ne olduğunu ilan etmektir..”
..bana üç haftalık kısa hayatlarından sonra ölen üç küçük çocuğunu anlatıyordun..
“-Bir adamın ağlayabileceğini bilmiyordum. Rotterdam’ın esmer birasını içmeden, yalnızca acısından ağlayabileceğini..”